![]() |
Şehit Şiirleri
SEHİT OGLU SEHIT ADIM Ay yıldızım al üstünde, Atam ceddim baş üstünde, Neferlerim iz üstünde, Şehit oğlu şehit adım! Allah yolu aynı yoldur, Sağı solu yine koldur, Akan yaşlar bana kordur, Şehit oğlu şehit adım! Doğu batı, hep bir olduk, Nerde hain pusu kurduk, İnlerine çomak soktuk, Şehit oğlu şehit adım! Yaramız var, derman vatan, Bırak sürsün koyun güden, Pişman olur aciz beden, Şehit oğlu şehit adım! Ezeldendir vatan sevgim, ``İman`` dedi `Nur`um benim, Hak nakşetti ilmiklerim, Şehit oğlu şehit adım! Bir öldüm ben bin ölürüm, Hakikate can sunarım, Döktüm kanım, al vatanım, Şehit oğlu şehit adım! |
BEN VURULDUM ANNE
Yine bu akşam nöbetteyim anne Ortalık o kadar karanlık ki göz gözü görmüyor Ama içimde bir his o gece biliyormusun? Bir an daldım öyle karanlığa kız kardeşimi görür gibi oldum Sanki babam'ın göz yaşlarını hissettim yüreğimde İçim ürperdi birden nöbette bir asker ağlıyordu anne Oğlun seni özlemişti anne,oğlun sizi özlemişti anne Bir ihbar aldık o gece toplandık tüm askerler Gece karanlığında dağlarda o çakalları Vatanımın toprağına bastığı o ayakları kırmaya gidiyorduk Ve çatışma başlamıştı o anda Kaç asker şehit oldu anne dökülüyordu gözlerimden yaşlar Elini bırakmadım şehitimin gözlerime baktı O garip bedenini boşluğa bıraktı içim yanıyordu İçim kanağlıyordu anne İşte o zaman dahada kızdım birbiri ardına mermileri sallıyordum Ve birden ahhhhhh Gözlerim karardı ben vuruldum anne O an yanımda sen vardın sanki Kollarına bırakır gibi bıraktım kendimi Kalk oğlum diye haykırırcasına bağrıyordun Tuttum ellerini bırakma dedim beni Ağlama anam sil göz yaşlarını bedenim toprak olsa Ruhum yanında bedenimi sardığın gibi ruhumuda al kollarına Baba sensin bu değil mi ? Ben gidiyorum vatan Nice benler gitti uğruna feda olsun vatan sana Akar anamın göz yaşları tabutumun başında Hissettirme anne göz yaşlarını bana Oğlunun kanı dökülmüş çok mu vatana Sen dökme göz yaşlarını ağlatma beni ana |
ŞEHİDİN BAYRAMI
Makamına yürürken, on binlerle beraber Herkes ayakları üzerinde, sen ise el Kara haber ulaşınca anaya, yavukluya Yürekler dağlanıyor, gözyaşları da sel Yiğidim, girdin özlediğin toprak bağrına Ölümle randevusu vardı, fidan bedenin Merminin deldiği yer, şeref madalyasıdır Sevgiliden ayrılıp, dosta yalnız gidenin Bugün bayram sabahı, aslan parçası Namaz sonrası geldim, bak mezarına Soğuk taşı yıkayan annenin duyguları Okşayıp, kokla¤¤¤¤¤ yel üfürür narına Kutlu olsun bayramın, bekle bizi orada Sıramız geldiğinde umarım yanındayız Çiçeklerin sulandı, temizlendi otların Rahat uyu ki bizler, Şehit vatanındayız Bu mübarek mertebe, herkese şamil ise Toprak koynunda yatmak, aynı ana kucağı Yürürken Tanrısına, üstünde kan elbise Bir elinde bayrak var, bir elinde bacağı Peygambere komşuluk, çoğuna nasip değil Gösterdin heybetini, ölüme gülenlerle Cesaretin, sonsuza dek yükselirken sema ya, Şeref duyacak mahşer, kefensiz gelenlerle Parsa toplayanlar varsa, dökülen kandan Zannederler bu ateş, onları yakmaz Görev sırası gelip, yola çıkmayanlardan Allah sorar hesabını, karşılıksız bırakmaz |
VATAN
Kimse söndüremez tüter bu ocak, Adı türktür Bu vatanın türk kalacak Şehit ve gazi bedelidir bu şanlı bayrak, Adı Türk'tür bu vatanın türk kalacak Nice şehitler vermiş bu toprak, Sahiip çıkılacak vatan ve bayrak Tüm gençlik vatan bekçisi olacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak Her şafakta bir ışık parlayacak, Tüm gençlik ona sahip çıkacak Türk gençliği uşak olmayacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak Düşman karşısında birlik olacak, Barış ve kardeşlik ülkümüz olacak Huzuru bozana dünya dar olacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak Yüzlerce Cemal gazi olacak, Binlerce Mehmet Şehit Olacak Tüm gençlik nöbet tutacak, Adı Türk'tür bu vatanın Türk kalacak |
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı” Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela Hani tauna da zuldür bu rezil istila Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına, Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam Ölüm indirmede gökler, ölü püs----me de yer O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyare Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram? Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer; Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi; “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab Seni ancak ebediyetler eder istiab “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına; Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle; Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın Heyhat, Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber |
Çanakkale
“Söyle arkadaşım “dedi Anadolulu Mehmet Yanıbaşında ki Anzak erine “Nerelerden kopup gelmişin Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine” “DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak “Öyle yazmışlar mezar taşıma Doğduğum yerler öylesine uzak Örtündüğüm topraksa gurbet bana” “Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet “Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet Sende artık bizdensin Sende bencileyin bir Mehmet” Çanakkale toprağının Üstü cennet altı mezar Kavga bitmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar “Ya sen” dedi Mehmet Oyun çağındaki İngiliz erine “Yaşın ne senin kardeş böylesine erken buralarda işin ne” “Yaşım sonsuza dek on beş” dedi ufak tefek İngiliz eri “Köyümde askercilik oynar coştururdum trompetle bizimkileri Derken kendimi cephede buldum Oyun muydu gerçek miydi anlamadan Bir sahici kurşunla vuruldum Sustu boynumdaki trompet Son verildi böylece oyundan bozma işime Gelibolu’da bana bir yer kazıldı Mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı Öyküm de künyem de bundan ibaret Yağmur yağıyordu usul usul toprağa Gözyaşları düşerek üstüne sanki Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa Sahibini yitiren bir trompet “Ya sizler” dedi Mehmet Dünyanın dört kıtasından Mezar dolusu erlere “Hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğiz yerlere” Kimi İngiliz’di kimi İskoç Kimi Fransız dı kimi Senegalli Kimi Hintli kimi Nepall Kimi Avustralya’ dan Yeni Zellanda ’dan Anzak Gemiler dolusu asker Her biri niye geldiğinden habersiz Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak Tırmanmışlardı dağa bayıra Siper siper yara gibi yarılan toprak Mezar olmuştu savaş ardından onlara Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ Kiminin de mezar taşında On altı,on yedi on sekiz yaşında EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı Çanakkale topraklarında Her birinin erken biten yaşam öyküsü Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı “anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler” adına yazılı taşı bile olmayan asker Anadolulu Mehmet “Bende yüzyıllarca yaban ellerde Neyin uğruna bilmeden can vermişim Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına İlk kez Çanakkale’ de ermişim Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak Değil mi ki sizler alamazsanız bile Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale “ Çanakkale toprağının Üstü cennet altı mezar Kavga bitmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı Kızıştıkça kızgınlığı dindiren Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe Döndüren bir savaş Kıyasıya bir savaştı Ama saygı üreten bir savaş Yaklaştıkça birbirine Karşılıklı siperler Gönüllerde yakınlaştı Düştükçe vuruşanlar toprağa Dostlar gibi kaynaştı Savaş bitti Ölenler kaldı sağlar gitti Köylü köyüne döndü evli evine Kır çiçekleri geldiler akın akın Çekilen askerlerin yerine Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar Kilim kilim yayıldılar toprağa Siper siper Toprağın savaş yaralarını örttüler Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle Silah yerine sapan tutan elleriyle Geri aldı savaş alanlarını doğa Can geldi toprağa silindikçe kan izleri Yeryüzünde cennet oldu öylece O cehennem savaş yeri Şimdi Çanakkale Gelibolu Bahçe bahçe Ülke ülke Mezar dolu Üstü cennet altı mezar Çanakkale toprağının Kavga bitirmiş mezarlarda Kaynaş olmuş yiten canlar “Huzur içinde uyusun” Vuruştukları topraklarda Kavgadan kinden uzakta Yanyana dostça yatanlar |
Bir Yolcuya
( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazılmıştır) Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir |
İki Yolcu
Bu kalabalık senin düğününe Benimse cenazeme geliyor Bu davullar senin düğününe; Benimse cenazeme çalıyor Senin üzerine çiçek Benim üzerime toprak atacaklar Senin kınalı ellerinden Benimse tabutumdan tutacaklar Seni türkülerle, beni ağıtlarla Uğurlayacaklar bizi iki yolcu gibi İkimizde giysisi beyaz olacak Nüfusa seni EVLİ beni ise |
ŞEHİDİN BULDUKLARI
Karşımda herc-ü merc yığınlar Nelere gebe bilinmez yarınlar Bugün şen şakrak yarın üzüntülü Rahmet bu gaybın üstü örtülü Dün dağlarda eşkıya peşinde Bugün kalmamış eser neşesinde Binmiş dört inanmışın omzuna Cevap veriyor meleklerin sorusuna Sorular ne olursa olsun korkmuyor Meleklerin yerine geçmiş o soruyor Siz Münker-Nekir ben ölmedim ki Ölüm denilen şey nedir ki sanki Her şeyi görmek görünmemekse Bin defa ölürüm Allah ömür verse |
MEHMET'İM SANA NASIL KIYDILAR?
Kömür karasıydı rüzgarda dalgalanan saçların, Bir ok gibi bağırları delerdi güzel bakışların, Kızdın mı aniden çatılırdı keman kaşların, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Fidan misali boyunla yirmi yaşındaydın Hayatının en güzel mevsimi baharındaydın Benim büyümeyen yavrum ana koynundaydın Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Gelince askerlik çağın mutluluktan coştun, Güzel haberi vermek için yavukluna koştun, Gurur dolu yüreğinle başın dik dolaştın, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Hazırladım zevkle mutlulukla bütün eşyalarını, Üşümesin ayakların diye ördüm yün çoraplarını, Ellerine saçlarına yaktım damatlık kınalarını, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Elleri açtık semaya dualarla yolladık kapıdan, Düğün kurduk davul zurna çaldık ardından, Gözümde yaşlarla uğurladım seni yuvadan Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Ana sütünü helal et vatan borcu gidiyorum dedin, Baba duanı esirgeme namus borcu gidiyorum dedin, Kardeşlerini öptün, yavukluna hasretle güldün, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Aylar sonra acı haberin geldi uzak diyarlardan, Kahbe kurşun yemişsin imanlı temiz bağrından, Canını, kanını vermişsin geçmemişsin vatanından, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? Baba ocağına getirdiler al bayrak kefeninle, Uğurladık seni ebedi hayata cennete tekbirlerle, Şehit anası oldun dediler Allah şefaatine nail eyleye, Mehmet’im sana, gençliğine nasıl kıydılar? |
MEHMETÇİK
Esaret zincirini kanlarla kıran Mehmet, Hürmetle eğilmede huzurunda bu millet, Kan verdin şu toprağa ebedi şan aldın sen Öldünde savaşlarda yaşatmak için yurdunu, Çoştunda savaşlarda azgın düşmanlar durdu Bütün dünya milleti o azgın düşmanlar ki, Memleketi istila edeceklerdi sanki Düşündüler mi onlar üç kıtanın fethini, Düşündüler mi onlar şanlı tarihini Çoştun da bir zamanlar atlamıştın Tuna'yı, Ezmiştin hasımları sarmıştın Viyana'yı Avrupa ortasında yıllarca at oynattın, Dillere destan olan kahramanlar yarattın Saçtın oralarda binbir dehşetle korku, Sinerek düşmanların Türk geliyor diyordu Unutulmuştu demek o istila günleri, Tarihe nam saldığı Türk'ün şanlı günleri Hatırladın sen o şerefli anları, Çanakkale önünde boğarak düşmanları Çarpışarak orada bulmak için hakkını, Durdurdun imanınla,çoşup gelen akını Bir kere daha geçti şanlı tarihe ismin, Sen bizim kalbimizde ölmez ve ebedisin |
VATAN
Uğruna ölünen güzeldir vatan Nice şehit verdik toprakta yatan Gazidir şehittir hep senin atan Ben seviyom diyen vermez vatanı Dökeriz düşmanı bizler denize Dededen mirastır şehitlik bize Mevla’m nurlar verir güzel benize Düşmanlara biz vermeyiz vatanı Vatana adadım güzel canımı Feda ettim benim olan kanımı Vermeyiz düşmana hiçbir yanını Genç ihtiyar biz bekleriz vatanı Kınalar yaktık bizde ellere Sevgiyle bakarız açan güllere Türkiye içinde olan yerlere Çiğnetmeyiz biz düşmana vatanı Uğurladık biz yavruyu vatana Gecikmeden erken katıl kıtana Sahip çık toprakta şehit yatana Canımızdan çok severiz vatanı Yüzleri nurludur gülüyor gözler Unutulmaz asla şehidin yüzler Ne kadar anlatsan bitmiyor sözler Biz düşmana kaptırmayız vatanı Gözü açık olur şehitler Savunur vatanı her an yiğitler Melekleri olur onun şahitler Canı kanı ile korur vatanı Alnına nokta koyduk kınayı Yaraladın ana ile babayı Bekçi koydun sırtındaki abayı Bekliyor şehidim aban vatanı Söyledi kardeşi şehitsin abi Her şey Mevla’nındır bilinmez tabi Emanet bekçisi bizler sahibi Ödüldür şehitlik vermek vatana |
KAHRAMANLIK
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşar adım gitmeli onların arkasından Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir Yırtıcılar az yaşar Uzun sürmez doğanlık Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık; Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir Bunun için ölüme bir atılış gerekir Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir |
Annelere Şehit Hediye
Bugün anneler günü mayısın on dördü Dört şehit verdik üzeri ay yıldızla örtüldü Şehit annesi olmak onlara en büyük ödüldü Hediyeler annelere tabutlarda götürüldü Bu hediyeyi size gönderen Allah’tır Cennet ayağınızın altında anahtarı evladınızdır Evladınızın yeri peygamberler yanıdır Kefeni ise rengini alan ay yıldızlı bayraktır Annesi evladından bir hediye beklerken Evladı annesine hediye edilirken Gözlerinden damla damla yaş dökülürken Hediyeler omuzda tekbirler getirildi arşı inleten Şehit annesi olmak her Türk annesinin hayali Sen merak etme evladının mekanı cennet bahçesi Şehitler ölmez onlar yaşar ama zordur görmesi İnşallah bu son hediye olur gelmez artık gerisi |
ŞEHİT ASKER
Albayrağa sarılı tabutun önünde Durmuştu bir imam kıblemizin yönünde Saf saf oldu insanlar hocanın arkasında Şehidin resmi vardı herkesin yakasında Büyük bir boy resimle kortejin önlerinde Özenle taşınıyor asker ellerinde Gençliğin baharında henüz yirmi yaşında Mavi bir bere vardı o tertemiz başında Tüm cemaat ağlıyordu yaşları sel gibiydi Esen meltem rüzgarı kara bir yel gibiydi Seni uğurlarken içimiz yasla doldu Tüm analar babalar ak saçlarını yoldu Omuzlarda yükseldin göklere erdi başın Olmasa da dünyada bir tek taşın Öteki yaşamında makamın cennet oldu Sen gidince yurdumun tüm çiçekleri soldu Benim şehit askerim sen ölmedin asla Vatanın dağlarına ismin yazıldı kanla Sana silah çeken el kırılacaktır bir gün Bu dünyadan edilecektir sürgün Bunu asla unutma ey kahraman şehit Her şeyi bilen Tanrı bize olsun ki şahit Seni toprağa değil yüreğimize gömdük Yanıyor çiğerimiz sanki ateşe döndük |
ŞEHİT BABASINA
Yiğit Babam karalar bağlama sakın, Sakın çevrene yaşlı gözlerle bakmayasın Güçlü olmalısın sen hiç olmadığın kadar, Sen gururlu bir Şehit Babasısın Ben iyiyim, ferahtayım üzülme, Titremesin hiç o güçlü sesin Sitem etme sakın kadere, Bayrağıma artık gururla bakmalısın Güzel bir uyku baba benimkisi, Tıpkı beşikteyken hayran hayran baktıgın gibi, Sarı lacivert şapka koyardında başucuma, Yine Sarı Lacivert şapkam var başımda Çok rahat bir uykudayım şimdi Çok şanslıyım ben baba Hep yanındayım aslında, Ay- Yıldızdır artık benim yüzüm Görmek istersen beni baba, Bak bu güzel vatana Güzel ülkemin topragıdır tenim, Okşa baba toprağını gururla Ve ormanıdır benim saçım, İyi bak onlara Dağları gibi heybetli işte göğsüm, Kanatlarım hala güçlü kartalları kadar Kanım hala asil akar sularında, Ve hiç olmadığım kadar yakınım sana Baba görmek istersen eğer beni; Diyar diyar gez şehirlerimi Ve bak o masmavi göklerine,ne güzel; Görmek istersen gözlerimi İşte aslan oğlun, dimdik karşımdasın, İşte gururla hala ayaktasın, Anla yiğit babam anla, Sen artık bu vatanının babasısın |
TEĞMENİM
Akşam Olunca Senin Gözlerinde Hayaller Uçuşurdu Teğmenim Sigarandan Ak Özlemler Çekerdin İçine Dalardın Bir Zaman Senin Gözlerin Konuşurdu Teğmenim Çok Uzaklardan Bir Yel Eserdi Gönlünce Bir Şarkı Mırıldanırdın Kadere İnat Sonra Yorgun Mısralar Dökülürdü Dudaklarından Buram Buram Hasret Kokan, Gül Kokan Sen Sırtındaki Giysilere Tutsaktın Teğmenim Sen Göklerin Özgürlüğüne Sen Maviye Tapardın, Tanrı'dan Sonra Senin Düşmanın Karanlıklardı Teğmenim Dışarıda Yağmur Yağıyor Ağır Ağır Hoşuna Giderdi Değil Mi Teğmenim Efkarlanıp Efkarlanıp Da Bir Zamanlar Çıkar Dolaşırdın Islak Sokaklarda Yapayalnız Üzerine Düşen Her Yağmur Damlasında Anardın En Mutlu Günlerini Birer Birer O Günlerde Sevdiğin Vardı Yanında Şimdi Özlemini Çektiğin Çok Mu Uzak O Günler Teğmenim Yoksa Geri Gelmeyecek Diye Mi Korkuyorsun Hani Sen Korku Bilmezdin Hani Geçecektin Tüm Engelleri Göklerde Söz Vermiştin Beyaz Gelinlik Giydirecektin Mavi Gökler Kadeh Olacaktı Dans Edecektin Sevgilinle Sonsuz Bulutlarda Yine Hüzün Çöktü Kartal Gözlerine İyice Islandın, Bırak Artık Yağmura Meydan Okumayı Zaten Sırılsıklamsın Aşkınla Sen Öyle Bir Aşk Ki Bu Olanaksız Bir Yanda Gökyüzü, Bir Yanda Sevgilin Ayırt Edemezdin Sen İkisini Birbirinden Bir Yanda Mavi Gözler, Öte Yanda Sonsuz Bir Tutku Bir Tutku Ki Nelere Mal Oldu Teğmenim Sen Böyle İstemiştin Hep Son Nefesime Dek Serçe Kadar Hür Kartal Kadar Yırtıcı Olacağım Demiştin Oldun Teğmenim Oldun İşte Bu Muydu İstediğin, Özlediğin Sonbahar Hani Okulda Hep Beklediğin Eylül Özlemi Esen Tatlı Rüzgar, Doğa Ve Sevgili Birlikte Olabilmek Tutkusu Yıllarca Sevdiğini Söylemeye Susadığın Elini Tutmaya Kıyamadığın Sevgiline Bu Muydu Bıraktığın Yanık Uçağında Bir Avuç Kül Evet Seni Böyle Bulmuştuk Teğmenim Bir Avuç Kül Yemyeşil Bir Vadi Açmıştı Kucağını Sana Sevgilin Mi Sandın Ne? Atıldın Kollarına O Sabah Gözlerin Pırıl Pırıldı Bilemezdin Teğmenim Bilemezdin Nasıl Bilebilirdin Böyle Olacağını Arkada Gözü Yaşlı, Sevgili Bırakacağını Lanet Olası Toprak Senide Basmıştı Bağrına Hiç Mi Doymaz Bu Kahpe Felek Yoksa Ezelden Mi Küsmüş Bizlere Fakat Sen İstemiştin Teğmenim Ölmedin Sen Ölemezsin Buna Hakkın Yok Teğmenim Unuttun Mu Ettiğin Yemini, Arzularını Bırakıp Gidebilir Misin, Terkedebilir Misin Söyle Neden Susuyorsun, Göremiyoruz Da Seni Gülen Yüzünü, Kartal Gözlerini O Gözler Neler Söylerdi Sevgiline Şimdi Onun Yaşlı Gözlerinde Sen Varsın Geride Kalan Tek Eserinde Kırık Bir Kalp Bak Oda Konuşmuyor Artık Ağlamıyor Bir Hıçkırık Düğümlenmiş Boğazına Gülümsüyor Ağlanacak Kaderine Hem Çırpınmıyorda Artık Bitti Tükendi Zavallıcık Tanrım Bu Nasıl Bir Son Yine Yağmur Yağmaya Başladı Geride Kalan Bir Avuç Külüde Çok Gördü Bize Bir İz Kalmadı Harabeden, Sanki Hiçbir Şey Olmamışcasına Bak 60 Milyon Yürek Nasıl Haykırıyor Ardından 'Vatan Sağolsun' Şimdi Bizler Geliyoruz Sen Rahat Uyu Teğmenim |
Ben Bir Şehit Oğluyum
Bir hainin kurşunu aldı babamı benden, Uyuyormuşum o gittiğinde sıcak yatağımda, bütün uyuyanlar gibi sessizce… Yüzünde garip bir mutluluk varmış, anamla vedalaşırken… Sanki düğüne gidiyor gibiydi dedi anam… Öp demiş çocuklarımı uyandıklarında, ben kıyamadım uyandırmaya hanım, sen öp… Anam öptü mü o gün beni bilmem ama, ben baban şehit olmuş dediklerinde, babamı son kez gören o anamın gözlerini, belki de yüzlerce kez öptüm… Yağmura hasret çorak toprak gibiyim şimdi… Hasretim bitmek bilmiyor… El sürdüğü yerlere ellerimi sürüyor, Kokusu kalmıştır diyerek belki, eşyaları kokluyorum… Örtülerin altında ağlıyorum anamdan habersiz geceleri, “Allah’ım, beni babama kavuştur” diyorum “Babama kavuştur, ama onun gibi…” Biliyorum herkese nasip olmaz şehitlik Mutluyum o yüzden, Ama söz dinlemiyor yüreğim, Özlüyor, onu , çok özlüyorum… Ben bir şehit oğluyum, Bu vatan , bu bayrak, bu toprak için Şehit oldu benim canım babam… Mertçe, yiğitçe, erkekçe… Ben uyurken, birileri uyurken huzur içinde, sessizce… Gün gelsin Allah’ım artık, Şehit oğlu şehit desinler artık bana da, Vatan için, namus için, bayrak için öleyim Vatan sağolsun desin anam, vatan sağolsun Toprak sarsın beni, ben babamı sarayım… |
Sehitler ölmez
Hincim verir bana kuvvet Bitecek bütün dertler elbet Bu Vatan´in ekmeyini yiyen Vede bu Vatan´a hainlik eden Ekmeyini yedigi gibi kursunu da yer elbet Hincim Vatanhainlerine Kahpelik edip ne geciyor ellerine Bilinki siz kahpelik ettikce Hincim artiyor sizlere Beni yasatan bu Hinc Bir elimde Kur´an, bir elimde Kilic Savasirim Vatanhainlerine karsi korlusuz Edecegim hepsini huzursuz Bana Hinc´im yeter Bu Hinc edecek sizi beter Mustafa Kocak Vatanini canin´dan cok sever Bütün hainleri gebertecegim teker teker Elbet bitecek bu cile Su serpilecek yanan yüreklere Hesap verecek Terröristler bize Son verilecek bütün kötülüklere Sehidimin kani yerde kalmaz Kahraman´siz Vatan olmaz Bu yanan yürek yerinde durmaz Sorulacak sehidlerimiz´in kani Sehidim´in kahraman kani Korur daima bu güzel Vatani Gözleri yasli birakan sehid anasini Soracagiz biz bunlarin hesabini Sehidler asla ölmez Kanayan yürekler dinmez Bu Dava hicbir zaman bitmez Sorulmadikca Sehidlerimiz´in kani Bak gözümün icine Orada göreceksin hinc´i komunizme Kulagini ac sözümü dinle Edecegim Vatanhainlerini lime lime Kahpelikler elbet son bulacak Vatanim´a nese dolacak Yüregi Vatani icin carpan Mustafa Kocak Elbet Vatan´i icin can verecek Allah´dan gayri kimseden korkmam Bu yoldan asla ayrilmam Kimse susduramaz beni, susmam Elbet konusacagim, anlatacagim kahpelikleri Vatan hainlerinin bakmam gözünün yasina Cünkü andictim su koca daglara Kahpelikler son bulmadikca huzur yok bana Huzura kavusacak Vatanim, bas koydum bu yola |
BIZIM ASKER
Davul zurna yolcu ederiz seni En büyük asker bizim asker Emri vazife eyler isen eğer Melekler seni korur asker Arınırsın ocakta,sivil esvaptan Kolaylık dileriz sana Allahtan Korkma sakın gölgeden,karanlıktan Nöbetin kolay olsun asker Çok ararsın annenin aşını Olmaz bu kadar diye sallama başını Taşına dikkat et, kırma sakın dişini Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker Eksik etme bizden nameni Boşa gitmesin,vatanını emeği Unutma sakın,dostlarım demeyi Sigaranı arkadaşın ile böl'de iç asker Duygu selidir biliriz askerlik Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker |
Asker Ocağında Bayram Sabahı
Güneş tepelerden sancıyla doğar Asker ocağında bayram sabahı İçimi bin türlü acıya boğar Asker ocağında bayram sabahı Ne varsa kesilir neşeden hazdan Şeker şerbet geçmez olur boğazdan Dökülür gözümden yaşlar birazdan Asker ocağında bayram sabahı Tanıdık dost sesi kulaklarımda Ayrılık bestesi dudaklarımda Hayalim memleket sokaklarında Asker ocağında bayram sabahı Yavukludan gelen sır selamına Bir kokulu mektup bir selamına Kaç şarjör boşalır yar selamına Asker ocağında bayram sabahı Yanında istersin sırdaşlarını Anneni , babanı gardaşlarını Aşk olsun tutana gözyaşlarını Asker ocağında bayram sabahı |
Şehit Olursam Ağlama Anne
Düşümde gördüm beni bir sokakta köşeye kıstırıp vurdular anne gerçekten birgün nasip olurda şehit olursam ağlama anne polis, zaten milleti için nefer kanı aksada vatanındır zafer hani bu yolda kör kurşunla eğer şehit olursam ağlama anne bin canım olsada fedadır yurda yedirmem ülkemi köpeğe kurda vatan kalesinde yüksek bir surda şehit olursam ağlama anne cenazemi omuzlar üstünde taşırlar sokağımıza belki de ismimi yazarlar babama bir şilt yada madalya takarlar şehit olursam ağlama anne benim ömrümden kutsaldır vatan boşuna ölmedi ya şu şehit yatan bir nifak uğruna vatanı satan benide şehit ederse ağlama anne düşmesin gökteki bu yıldız bu hilal silinmesin bayrağımdaki bu beyaz bu al ne olur sende et hakkını helal şehit olursam ağlama anne ağlama anne ağlama anne |
''Bir Yolcuya
( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazılmıştır)'' Her gittiğimde tüylerimi diken diken eden durumlardan biridir... |
evet En qüzeL şiirde O Zaten :) İnsan Bi Tuhaf Oluyor Okuyunca :)
|
| Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:04 AM. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tasarım : M_C_S_A_D_I_K | Çankırı © 2007 - 2014 Www.18Yer6.Org