<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Www.18Yer6.Org - Serbest Kürsü</title>
		<link>http://www.18yer6.org/forum/</link>
		<description />
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Thu, 30 Jul 2026 21:38:05 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>1</ttl>
		<image>
			<url>http://www.18yer6.org/forum/blackrazor_fire/misc/rss.jpg</url>
			<title>Www.18Yer6.Org - Serbest Kürsü</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/</link>
		</image>
		<item>
			<title>İstanbul Günlük Ev</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/istanbul-gunluk-ev-t5977.html</link>
			<pubDate>Fri, 15 Jan 2016 09:47:18 GMT</pubDate>
			<description>Merhaba 
 
İstanbul beylikdüzünde (http://www.beylikduzugunlukevdaire.com/) bulunan evlerimiz bölgedeki innovia sitelerindedir. İsterseniz 1+1...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Merhaba<br />
<br />
İstanbul <a href="http://www.beylikduzugunlukevdaire.com/" rel="nofollow" target="_blank">beylikdüzünde</a> bulunan evlerimiz bölgedeki innovia sitelerindedir. İsterseniz 1+1 isterseniz 2+1 daireler de kalın herhangi bir fark yoktur. Hepsi 50 TL ücret karşılığında kalabiliyorsunuz aynı zaman da merkezi ısıtma ve ulaşım yönünden metrobüse yakın olan konaklama mekanlarımız merkezi konumdadır. <a href="http://www.18yer6.org/" rel="nofollow" target="_blank">http://www.18yer6.org/</a> sitesine üye olan arkadaşlara da ücretsiz kahvaltı verilecektir. Buradan yorum yaparak veya sitemizden uşabilirsiniz. Günlük olarak buradan yorumları kontrol edeceğim.<br />
<br />
İyi Günler</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Ali5561</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/istanbul-gunluk-ev-t5977.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>alın size yıllık yaptım bi kıllık :D</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/alin-size-yillik-yaptim-bi-killik-d-t4125.html</link>
			<pubDate>Thu, 25 Nov 2010 15:37:04 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://img35.imageshack.us/img35/309/76775469277257402709077.jpg  
 
*ooo kolo , yıllık stayla :D *</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://img35.imageshack.us/img35/309/76775469277257402709077.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<font color="DarkOrange"><b>ooo kolo , yıllık stayla :D </b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#961;&#945;c&#1082;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/alin-size-yillik-yaptim-bi-killik-d-t4125.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[17 Ağustos Depremi Amerika'nın işi mi?]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/17-agustos-depremi-amerikanin-isi-mi-t3928.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 15:47:02 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[BULGULAR 
 
· Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin 76 yıllık tarihinde Rütbe Devir-Teslim Törenleri Uluslar arası olmamasına rağmen İsrail&#8217;li Subaylar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="red"><font face="&amp;quot">BULGULAR</font></font><font face="&amp;quot"><br />
<br />
· Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin 76 yıllık tarihinde Rütbe Devir-Teslim Törenleri Uluslar arası olmamasına rağmen İsrail&#8217;li Subaylar neden geldi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin 76 yıllık tarihinde, İsrail&#8217;li Subayların TSK devir teslim törenlerinin hiç birine katılmamışlar iken, neden 17 Ağustos 1999 tarihindeki Donanma Komutanlığı&#8217;nın devir teslim törenine katıldılar.<br />
· Ruslar&#8217;ın yardım için gelen gemisi neden boğazlardan içeri alınmadı. (Çünkü Ruslar ABD ve İsrail&#8217;in TESLA Deprem Makinesini denediğini anlamıştı ve kanıtlar olabileceği düşüncesi ile Gölcük&#8217;e acilen bir gemi göndermişlerdi fakat patlama sonucunda cesetler ve makine parçalarının açığa çıkması sebebi ile bunları birilerinin görmesini istemiyorlardı.)<br />
· Gölcük&#8217;ten İstanbul Avcılar&#8217;a kadar geniş bir alanda insanlarımız tarafından görülen &#8220;Ateş Topu&#8221;nun ne olduğunun hala açıklanamaması. (HAARP-TESLA Makinesi sayesinde iyonosfer tabakasından yeryüzüne yansıtılan ışık) Depremde görülen bu &#8220;Ateş Topu&#8221;nun, bilim adamlarının &#8220;Deprem Işıması&#8221; olduğunu söylemelerine rağmen, neden diğer depremlerde benzeri bir ışıma yaşanmamıştır.<br />
<br />
Depremin orada olduğu sırada bazı Türk subaylarının verdiği ifade aynen şöyledir : <br />
<br />
&#8220;Mesela basına verilmeyen, ancak istihbarat kapsamında edindiğimiz bilgilere göre, Gölcük askeri tesislerinde oldukça garip olaylar meydana gelmektedir. Kapılar kendi kendine açılmakta, mühimmat depoları içinde, siyahi ziyaretçiler görülmekte, arabalar durduk yerde çalışmakta..&#8221; <br />
<br />
Depremden sonra bir çok teoriler ortaya atılmıştı fakat içlerinde en ilginç olanı Future Times&#8217;da yayınlanan araştırma dizisinde yer alan hikaye şöyleydi : Kaliforniya San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler halinde dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nicola TESLA tarafından geliştirilen bu &#8220;düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli&#8221; tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi.<br />
<br />
<font color="red">ARAŞTIRMA </font>: (ABD'nin üçüncü uzay teleskobu Chandra'yı yörüngeye taşıyan Columbia uzay mekiği 23 Temmuz 1999 tarihinde Kennedy üssünden Türkiye saatiyle 07:31&#8217;de fırlatıldı.NASA tarihinde ilk kez kadın pilot Eileen Collins'in komutasında uzay görevine başlayan Columbia fırlatıldıktan birkaç saat sonra Chandra X-ray teleskobunu yörüngeye bıraktı. Bu teleskop kara delikleri, çarpışan galaksileri ve supernovaların kalıntılarını incelemek için kullanılacak. Kasım 1998'den beri ertelenen görev, sadece bu hafta iki kere ertelenmişti).<br />
<br />
ABD dünyanın ve kendi insanlarının tepkisini almamak için bu projeyi barışçı &#8220;deprem indirgeme&#8221; sistemi diyerek, bir yandan tepkileri azaltıp diğer yandan fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenlerle proje önce Avustralya&#8217;nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra değişik zamanlarda Kafkaslar&#8217;da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika&#8217;daki Ant dağlarında denendi ve büyük aşama kaydetti. <br />
<br />
Bu arada Türkiye, Japonya ve benzeri deprem kuşağındaki ülkelere sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Üniversitelerle ortak projeler geliştirildi, yüzlerce bilimadamına Amerika&#8217;da deprem konusunda araştırma yapma bursu verildi. Ancak projenin gizliliği esastı. Bu nedenle tüm ilişkiler paravan araştırma kurumlarında yürütülüyordu. Ancak zaman zaman bilgi sızıntısına olanak verilerek halkın bu konu hakkında bilgi sahibi olması istendi. Kobe&#8217;de ve başka yerlerde meydana gelen depremlerin arkasındaki gariplikler çıkar gruplarınca terör ve mafya örgütlerinin işi gibi gösterilmek istendi ve bunda da başarılı olundu.<br />
<br />
Ve gün geldi bu sistem Türkiye&#8217;de denenmek istendi. Zaten bölge bu amaçla yıllardır sismik espiyonaj altındaydı. Nitekim gelişmeleri takip edenler, depremden hemen sonra, Milli İstihbarat Teşkilatı&#8217;nın girişimleriyle Türk Telekom&#8217;un Türkiye&#8217;nin sismik bilgilerini Pentagon&#8217;a ileten NATO Üssü&#8217;nün iletişimini nasıl kestiğini hatırlayacaklardır.<br />
<br />
ABD&#8217;nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları,Kaliforniya San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından yürütme işi İsrail&#8217;li uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük Üssüne getirilerek oradaki, yeraltı-denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan detay bazda haberdar değillerdi. Bunu İsraillilerle yürütülen askeri tatbikatın bir parçası olarak düşünüyorlardı. (Zaten İsraillilerle yapılan askeri tatbikat bu operasyon doğrultusunda önceden planlanmıştır. <br />
<br />
Çünkü dünyanın ve Türk Milletinin dikkatlerini çekmemek için tatbikat adı altında HAARP-TESLA Deprem Makinesini getirip rahatça kurdular.) Böyle bir makinenin deneneceğini zamanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genel Kurmay Başkanı biliyordu, fakat ABD (Siyonistler tarafından yönetiliyor) ve İsrail&#8217;liler (Siyonistler) bizimkileri makinenin denenmesi için şu şekilde ikna ettiler : olası İstanbul merkezli bir depremde 100.000 kişinin ölümü, yüz milyar doları aşan maddi kayıp ve Türkiye&#8217;nin en az 25-30 yıl geri gitmesi demektir, diyerek bizimkileri ikna ediyorlar.<br />
<br />
İsrailliler Amerikalı&#8217;larla gece şartlarında elektro-sismik haberleşme tatbikatı yapacaklardı. Deney başarılı olacağından sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu farketmeyecekti. Bu amaçla Gece Şahini Tatbikatı&#8217;nın (Operation Night Hawk) saat 03:00&#8217;te başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00&#8217;te düğmeye basılacak ve Gece Şahini devreye girecekti. O an uzay filmini andırır devasa cihazlar çalışmaya başlayacak ve 1-2 dakika içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmara&#8217;nın altındaki tektonik tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. <br />
<br />
Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı. Ama o gece sabaha karşı birşeyler yanlış gitti. Ve beklenen gerçekleşmedi. Herşey bir anda olup bitmişti. Cenab-ı Hakk&#8217;ın Doğası kendini yönetmeye kalkanlardan bir kez daha intikam almıştı. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10,000 kat üstünde bir güçle gelmişti. Her yeri bir anda yerle bir etmişti. Zayıflayan ve titreyen elektrikler az sonra geri geldiğinde, gece saat 03:05&#8217;i gösteriyordu. Daha birkaç dakika öncesine kadar korunağın içinde ŞAMPANYA patlatmayı bekleyenler, şimdi korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta duruyorlardı. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk çocuk, o an enkaz altında can çekişiyor veya cansız yatıyordu. Bu düşünce ile hepsi ürperdi. Bu asrın en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yapılan bir felaket...<br />
<br />
Sessizliği İsrailli komutanın buz gibi emri bozdu: &#8220;Lets pack! We&#8217;re moving out! Call operation-Q! Right now! Immediately! Stop whinning! Move, move, move!&#8221; (Toplanın! Kaçıyoruz! Q planına geçiyoruz. Şimdi..Hemen! Hadi, hadi!!!) <br />
<br />
İşte o andan sonra çantalardan çıkan &#8220;Q planı&#8221; çalışmaya başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç edildi. 4 dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve ABD Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda İsrail&#8217;de Ben Gurion&#8217;un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha Komutanlığı&#8217;na bağlı tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6&#8217;ncı filosuna bağlı gemiler de rotalarını İstanbul&#8217;a çevirmek için Pentagon&#8217;dan emir aldılar. <br />
<br />
Bu arada ilginç bir şey daha olmuştu. Depremle ilgili haberler birbiri ardına gelirken, bir haber önce görünüp sonra kayboldu. 20 Ağustos Cuma akşamı televizyonlar bir İsrail uçağının Ataköy açıklarında denize düştüğünü duyurdu. Ancak bir süre sonra haber kesildi ve uçağın akıbeti ile ilgili bir daha haber alınamadı. <br />
<br />
Olaydan bir gün sonra Deniz Kuvvetleri&#8217;nden bir dost ÖZEL BÜRO&#8217;yu aradı ve bu olayda birtakım soru işaretleri bulunduğunu, bu konunun perde arkasını araştırmamızı rica etti. Kısa sonra ulaştığımız bilgiler gerçekten ilginçti. Uçak, düştükten kısa süre sonra teknesiyle o sırada Ataköy açıklarında olan balıkçı Abdullah KAPLAN tarafından kurtarılmıştı. Abdullah Kaplan olayı şu şekilde anlatmıştı : &#8220;Uçağın düştüğünü görünce derhal yardıma gittik. Uçağın kanatları yara almıştı. Hemen uçağı bağladık ve Zeytinburnu limanına çektik. Teşekkür beklerken küfür yedik. Ne olduğunu bile anlamadık.&#8221;<br />
<br />
Bu konu o gece o bölgede görev yapan Sahil Güvenlik 4. Botunun sorumluluk alanındaydı. Araştırmalar Sahil Güvenlik&#8217;in bu konuyla ilgilenmediğini ortaya çıkardı. Olay yerine gelen televizyon ekipleri ise şaşırtıcı bir şekilde çekim yapmaktan vazgeçmişlerdi. <br />
<br />
[Patronlarından (İsrail) aldığı emir gereği] Daha sonra uçağı Zeytinburnu&#8217;na yanaştıran balıkçı Abdullah Kaplan, olayı Kumkapı&#8217;daki Gümrük Muhafaza&#8217;ya iletti. <br />
<br />
Kısa süre sonra tutanak tutuldu. Ancak Gümrük Muhafaza da tutanak tuttuğuna pişman oldu.Uçağın sahibi İsrail asıllı biriydi. O gece ne olduğu ise bir türlü anlaşılamadı.<br />
<br />
Deprem için 1900&#8217;lerin başından beri Nicola TESLA adındaki Sırp asıllı bir bilimadamının buluşu olan &#8220;elektromanyetik endüksiyon tekniği&#8221; (TESLA Makinesi) kullanıldı. <br />
<br />
Makinenin ABD Kaliforniya San Andreas fay hattında olacak muhtemel bir deprem öncesi kullanılması düşünüldü. (ABD&#8217;lilerin asgari zarar ve ölümlerinin azaltılması için bazı denekler gerekiyordu, onların gözünde bir hayvandan bile daha değersiz olan bizim gibi insanlar üzerinde denenmesi normaldi.) <br />
<br />
Neden Türkiye diye soracak olanlar için ise; - Türkiye de ne yaparsan yap kimsenin umurunda olmaz, birkaç tane yetkiliyi ikna ettikten sonra her türlü deneyi yapabilirsiniz, bilinçli insan sayısı azdır, genelde okumamış cahildir, araştırmazlar kadercidirler, Kaliforniya San Andreas fay hattının dünyada tek eşi benzeri özelliklere sahip olan ikiz kardeşi Kuzey Anadolu fay hattıdır, karakterleri aynıdır. <br />
<br />
Ancak, ÖZEL BÜRO elemanları bu bulguları depremden hemen sonra kısa bir süre sonra elde ettiler ancak devletin üst kademeleri bu bilgilerin yayınlanmamsı için baskı kurmayı denediler ve başarılı oldular.<br />
<br />
Depremden hemen önce Kanadalı bir bilimadamı her nasılsa bu gizli verilere ulaşarak, bölgede bir deprem olacağını ve bunun için bölgenin takip altına alındığını anladı. Ve bunu kendi amaçları doğrultusunda yaklaşık 48 gün ve 240 km hata ile yayınladı. Bu bilgiler de ÖZEL BÜRO&#8217;nun haber network&#8217;üne tesadüfen girdi. Ancak, ÖZEL BÜRO elemanları bu bilgilerin böyle bir şey olması için anlamsız olacağı kanaatine vararak önceleri KOMPLO TEOREMİ olarak baktılar ve bilgiler arşivlendi ve istihbari olarak kıymetlenmedi. Fakat ne bu bilimadamına, ne de yayınına daha sonra nedense kimse dikkat etmedi.<br />
<br />
Gölcük Donanma Komutanlığı&#8217;nda görevli asker, astsubay ve subaylar, Donanma karargahında garip birşeyler olduğunu farketmişlerdi. Peki İsrail askerlerinin bu projedeki yeri neydi? İsrailli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük&#8217;te ne arıyorlardı? Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslar arası bir kimliği yoktu. Ama İsrailli subaylar ve üst düzey yetkilileri oradaydı! Peki ne arıyorlardı Gölcük&#8217;te?<br />
<br />
Bunun nedenini depremden sonra ÖZEL BÜRO elemanları giderek artan bulgular ve delillerden anlamaya başlamışlardı. <br />
<br />
Çünkü bu proje İsraile ihale edilmişti. Bizimkilerin ise bir şeyden haberi yoktu (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı hariç). Bize güvenen de yoktu zaten. Ancak o gece nedense hiç kimse İsraillilere, bugüne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. Herkese verdikleri imaj ise oraya bize yardım için geldikleri şeklindeydi. Hemen bir hastane kurdular. Yaralarımızı sarmaya yardımcı olmak için daha sonra o bölgede bir yerleşim merkezi kuracaklarını açıkladılar. (İsrailliler bizim kara kaşımıza kara gözümüze mi hayranlar, bizi çok mu seviyorlar, bizi çok sevdikleri için mi Türkiye&#8217;nin doğusunu kendi toprakları olarak gösteriyorlar. Arz-ı Mev-ud, Vaad edilmiş topraklar Büyük İsrail Devleti). Esas amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeleri çıkararak götürmekti. Gerisi paravan operasyondu. Bizde &#8220;Bak şu İsrail&#8217;e, helal olsun, hemen yardımımıza koştu&#8221; diyerek sevindik.<br />
<br />
Bu operasyon neden gündüz değil de gece olmuştu? Çünkü olacakları kimsenin görmemesi ve gözlemci riski ise en az düzeyde olduğu için gece oldu. Gece saat 03:00&#8217;te operasyonun başlaması için yeşil ışık yakıldı. TESLA Cehennem makinesi yer altındaki sığınakta ve deniz altında çalışmaya başlamıştı. En geç 1-2 dakika içerisinde gücü en üst düzeye ulaşmış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Makine gürültüyle enerji toplamaya başlamıştı. Bu sırada, Avustralya&#8217;da ve Okyanusta bu tür suni depremler öncesinde görülen elektrik boşalması, hava yarılmasından oluşan ışıklar ve patlamalar oluştu atmosferde. Ve arkasından da makinenin boşalması ile birlikte yer yarıldı ve oluşturulan enerji doğaya aktarıldı. <br />
<br />
Ancak hesapta doğanın oyunu yoktu. Oluşan deprem hem beklenenden çok uzun süreli, hem de çok daha güçlü çıktı. Şiddeti 7.4&#8217;e ulaştığında Amerika&#8217;da aletler 7.8&#8217;i gösteriyordu. Ve büyük bir patlamayla her şey kontrolden çıktı. TESLA deprem makinesi, depremin enerji gerilimine dayanamayıp parçalandı ve ortaya çıkan güç yeraltında muazzam bir patlamaya neden oldu. Ve bu yer altı labaratuvarının tam üstündeki, herşeyden habersiz uyuyan yüzlerce askeri barındıran ve 8 şiddetindeki depreme dahi dayanıklı olması gereken askeri tesisler un-ufak olarak dağıldı. (demek ki deprem 8&#8217;den daha şiddetli oldu).<br />
<br />
Bir önlem olarak tüm bölge ve hatta bütün İstanbul 4 saat süreyle bir haberleşme ablukası altına alındı. Elektrikler kesildi ve telefonlar iptal edildi. Kimsenin birbiri ile haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin &#8220;benim de telefonlarım kesikti&#8221; (Türkiye&#8217;de bütün her yerin telefonları dahi kesilse önemli kurumların kesilmez çünkü uydu telefonları vardır. Ama uydu iletişimini dahi kestiler) şeklinde garip bir açıklama yapacak ve biz de buna bir anlam veremeyecektik. Demirel tam bir şaşkınlık içindeydi. (Cumhurbaşkanı&#8217;nın şaşkınlığı normaldir çünkü o na böyle bir şeyin olacağı ihtimali söylenmemişti. Bu olay duyulur ise Türk halkına nasıl izah edeceğini bilmediği için şaşkınlık içinde idi.) (Hoş bu olay ortaya çıksa bile bu olayı terör örgütü veya mafyanın yaptığı açıklaması yapılacaktı.)<br />
<br />
Ne yapacaklarını bilmedikleri için ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan saatlerce bir şey diyemedi, demeç veremediler. &#8220;Üzgünüz&#8221; dahi diyemediler. Ancak sabah saat 09:00 sularında televizyon ekranlarının karşısına geçip halka üstün körü bir açıklama yapabildiler. Durum vahimdi. Hatta belki de Clinton dahi o anda konuya ilk kez vakıf olan yardımcılarından ve olağanüstü Milli Güvenlik konseyinden görüş alıyor ve Türkiye&#8217;ye nasıl yardım edileceğini hesaplıyordu. Hemen gerekli sıhhi yardım ekipleri organize ediliyor ve bölgedeki tüm Amerikan askeri birlik ve filolarına Türkiye&#8217;ye doğru hareket emri veriliyordu. Amerika diyetini Türkiye&#8217;ye tam destek vererek ödemeye çalışıyordu adeta.<br />
<br />
Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye&#8217;ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey kontrol ve koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında. Bizde ise sanki bu emrivaki felakete karşı nasıl tavır almaları gerektiğine bir türlü karar verilemiyor; kararsızlık içinde bocalayarak büyük bir gizlilik içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.<br />
<br />
ÖZEL BÜRO elemanları ise büyük bir şaşkınlık içerisindeydi. Gelen deliller ve alınan bulgular İNANILMASI ÇOK GÜÇ BİR OPERASYONU işaret ediyordu. Tam anlamı ile bir şaşkınlık yaşanıyordu.<br />
<br />
Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında Batı&#8217;da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli bir askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi planlayanlar, gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları yüzeye vuran TESLA makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve yerüstündeki tüm delilleri de yok ediyorlar ve hatta belki de insanları canlı canlı gömerek tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30&#8217;da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamıştı. Deniz altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa yasak bölge ilan ediliyordu.<br />
<br />
Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel&#8217;in bölgeye gitmelerine izin veriliyordu. Onların dahi ne bölgeye uçuşlarına, ne de telefon irtibatı kurmalarına izin vardı. Sanki koskoca İstanbul ve Kocaeli bölgesi uzaydan gelen yaratıklar tarafından abluka altına alınmışçasına tam bir haberleşme karanlığına sokulmuştu. Tek bir telefon dahi çalışmıyor, elektrikler verilmiyordu. <br />
<br />
Ancak Ecevit ve Demirel, belki de olan biteni içlerine sindiremediklerinden olsa gerek, evleri kendilerine mezar olan binlerce insanımızın da acısıyla bir türlü rahat hareket edip halkla bütünleşemiyorlardı.<br />
<br />
(Eğer olay ortaya çıkmış olsa idi bu olay PKK terör örgütünün üzerine atılmak sureti ile geçiştirilecekti. Bu doğrultuda CNN haber spikeri Patronları olan ABD-İsrailli Siyonistlerden aldığı emir doğrultusunda Ecevit&#8217;e şu soruyu yöneltiyordu.) CNN haber spikerinin &#8220;depremin ardında PKK mı var?&#8221; sorusuna, Ecevit ona &#8220;siz ne saçmalıyorsunuz, deprem ile PKK&#8217;nın ne alakası var? Bu deprem Cenab-ı Allah tarafından gönderilen bir doğa olayıdır!!&#8221; demesi gerekir iken, diyemiyordu. Sadece spikerle göz göze gelmemeye dikkat ederek &#8220;sanmıyorum&#8221; gibi o günlerde bizi epeyce şaşırtan bir ifade kullanıyordu. <br />
<br />
Peki, Amerika ne yaptı sonra? Hemen tüm imkanlarını Türkiye için seferber etmedi mi? Clinton Amerikan halkından Türkiye&#8217;ye yardım etmelerini istemedi mi? Kasım&#8217;da Türkiye&#8217;ye geleceğini ilan edip, Ecevit&#8217;in de bu arada Amerika&#8217;ya kendini ziyarete geleceğini haber vermedi mi? Ecevit belki de Amerika&#8217;ya bu felaketin ve binlerce şehidin diyetini konuşmaya gidecekti. Nitekim gitti de. Ardından Clinton Türkiye&#8217;ye gelerek deprem bölgesini ziyaret etti, insanlarla konuştu, bizleri çok sevdiği imajı verdi, bebekleri kucağına alıp sevdi, onlara hediyeler ve yardımlar verdirdi. <br />
<br />
ABD&#8217;nin bu aşırı ilgisi sadece bir müttefik olmasıyla açıklanamazdı.<br />
<br />
Bu arada, acaba hükümet içinden sızan bilgiler, bazı bakanların özellikle MHP kanadının yabancılara karşı saldırgan tavır takınmalarına neden olmuş olamaz mı? İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ&#8217;un &#8220;yabancılara tek hasta bile vermem ve onlardan kan da almam&#8221; demesini şimdi yadırgayabiliyor musunuz? ABD&#8217;nin saygın gazetelerinden New York Post&#8217;un haberine bir de bu gözle bakın:<br />
<br />
&#8220;Türk hükümeti, ABD&#8217;nin Deniz Hastanelerini kullanmıyor... <br />
<br />
Türkiye&#8217;deki şiddetli depremde 27.200&#8217;den fazla kişi yaralandı. Ancak yetkililer tarafından dün yapılan açıklamada, depremin meydana geldiği tarihten itibaren geçen iki haftalık süre içinde ABD tarafından gönderilen Deniz Kuvvetleri&#8217;ne ait üç adet yüzer hastanede henüz tek bir hastanın bile tedavi edilmediği bildirildi.<br />
<br />
Türkiye&#8217;ye gönderilmiş olan uluslar arası yardımın çoğunun kullanılmaması Ankara&#8217;daki hükümetin eleştirilmesine neden oldu.<br />
Türkiye&#8217;de yayınlanan Radikal gazetesi dünkü sayısında, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulduğunu yazdı.<br />
<br />
ABD gemilerinin İzmit&#8217;e varışından önce Türkiye Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ&#8217;un, bu gemilere ihtiyaç olmadığına ilişkin sözlerine geniş bir şekilde yer verildi.<br />
<br />
Ancak ABD Büyükelçiliği, aralarında 600&#8217;den fazla yatak taşıyan Kearsarge adlı geminin de bulunduğu üç adet yüzer hastaneyle ilgili olarak bir uyuşmazlık yaşanmadığını bildirdi.&#8221;<br />
<br />
Ne ölenler geri gelir, ne de anılarımız.<br />
<br />
Ancak İzmit&#8217;te, Gölcük&#8217;te Yalova&#8217;da Halıdere&#8217;de Avcılar&#8217;da, Bolu&#8217;da Düzce&#8217;de ve daha nice yerleşim merkezinde enkaz altında yaşamlarını yitiren binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali&#8217;ye karşı bir vicdan borcumuzda mı olmayacak? Onlar geride gözleri yaşlı onbinlerce sevenlerini, sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya&#8217;da Jony&#8217;ler, Susan&#8217;lar ve Alice&#8217;ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilmesin mi ?<br />
<br />
17 Ağustos depremi kuşkusuz hepimizi derinden sarstı. Deprem bütün ülke halkını derinden üzerken, depremin açtığı yaralar hâlâ tam haliyle sarılabilmiş değil.</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>RapubliX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/17-agustos-depremi-amerikanin-isi-mi-t3928.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Selim Karadayı - Hayaller</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/selim-karadayi-hayaller-t3663.html</link>
			<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 08:38:59 GMT</pubDate>
			<description>Hayaller 
Vagonun havası 4.Levent’te içeri giren esmer güzeliyle birden değişmişti. Köşede gülüşerek muhabbet eden birkaç liseli delikanlının sohbeti...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hayaller<br />
Vagonun havası 4.Levent’te içeri giren esmer güzeliyle birden değişmişti. Köşede gülüşerek muhabbet eden birkaç liseli delikanlının sohbeti önce kadının çektiği dikkatle kesilmiş, sonrada muhabbettin konusu o kadın oluvermişti. Ayağında parlak ayakkabılar, dar ve uzun yırtmaçlı mini etek, üzerinde şık bir bluz ve bileğini o çıtkırıldım hareketle kırarak tuttuğu büyük çantasıyla aslında etraftaki onlarca kadından pek de farkı yoktu. Liseli birkaç kız bindi sonraki durakta. Gençlerin dikkati bu kez de o tarafa yönelmişti. Yaşlı bir amca ayakta zorla tutunarak o metal yılanın şehrin altındaki uzun ve dar tünellerde salınmalarına karşı koymaya çalışıyordu. Genç bir çift belli ki ilişkilerinin henüz baharında, mutlulukla el ele ve yüzleri birbirine neredeyse değecek mesafede kapının yanında dikiliyorlardı. Her biri birbirinden çok farklı bir yığın insan girip çıkıyordu her durakta.<br />
<br />
Onunsa kafasında bunların hiç birisi için yer yoktu. Kafasını tutunduğu demire dayamış, kulağında bir haftadır dinlediği o aynı şarkı ile çok farklı bir dünyadaydı. Gözleri trenin hızla geçtiği o kolonlara bakıyordu aslında ama gördüğü çok farklı bir görüntü vardı. Belli belirsiz bir şeyler mırıldanıyordu ağzının içinde. Şarkının anladığı kısımlarıydı büyük ihtimalle. Siyah saçları alnına dökülmüş kaşlarına yakın bir hizaya geliyordu. Uzunca ve kapkara kirpikleri kahverengi gözbebeklerinin etrafında sanki çit örmüş gibiydiler. Kemikli burnu yerin altındaki o aslında havaya benzemeyen havayı solumaktan yorulmuştu. Dudakları o kadarda kalın değildi. Sakalları uzamıştı azda olsa. Bir haftadır tıraş olmuyordu. Onun için pek de alışılmış bir durum değildi bu. Eli yüzü düzgündü. Hatta kendine baktığı zamanlarda çok da çekici olurdu. Düşünceleri birbirine girmiş ve kendini bir çıkmazda hissederken, etrafında olup bitenle hiç de ilgilenecek bir ruh halinde değildi. Düşmemek için tuttuğu o tutma sarkıtını öyle bir kavramıştı ki, kolu uyuşmuştu. Ama bunu bile fark etmemişti. Tren son durağa geldiğinde yıllardır aynı işi yapan bir robot otomatikliğiyle indi vagondan. Aslında anonsu yapan kadın sesinin ‘’Taksim’’ dediğini bile duymamıştı. Dalgın dalgın çıktı merdivenlerden. Kömür madeni gibiydi metro. Metrelerce tırmanmak gerekiyordu yukarı çıkıp gerçek havayla kucaklaşmak için. O havanında ne kadar gerçek olduğu tartışılırdı tabi. Bir insan kalabalığı eşliğinde çıktı dışarı. Işıklardan geçti yeşili beklemeden. Çalan kornalar ve arkasından küfür eden sürücülere kulak asmadı hiç. Gidiyordu hiç düşünmeden kararlaştırdıkları mekâna. Nevizâde’de buluşacaklardı. Duyacaklarının ağırlığıydı belki de onu böyle dalgınlaştıran. Belki de hiç de zor olmayacaktı. Ama zaten bir şeylerin belirsiz olmasıydı düşüncelerini bulanıklaştıran. Koyu mavi kareli gömleğini giymişti. Bir özelliği olduğundan değil. O gelmişti eline dolaptan. Daha geçen hafta dünyanın kendinden en emin insanı gibi dolaşırken aynı yollarda, şimdi kafasında binlerce soru vardı cevapları belirsiz.<br />
<br />
İstiklal bayram yeriydi sanki. Yılbaşına birkaç gün kalmış olması caddeyi normalden kat kat daha kalabalık bir hale sokmuştu. Yorulmuştu İstiklal yıllardır üstüne basıp geçen insanlardan. Ama yıllarla olgunlaşan asil bir beyefendi gibi dimdik duruyordu. O da çok severdi İstiklal’i. Canı sıkıldığında çıkar bir tur atardı kafasını toparlamak için. Yavaş yavaş ilerledi cadde boyunca. Nevizade’ye sapan sokağa geldiğinde ayakları hiç de gitmek istemiyordu. Çekinerek devam etti yürümeye. Sokağa girdiğinde insanları gördü ufak masalarda oturmuş sohbetler eşliğinde gülüşen. Geçti bir bir bu mutluluk abidelerini! İşte orda oturmuş, elinde sigara, en kontes tavrıyla bacak bacak üstüne atmış bekliyordu. Yanına gitti ve selam verdi. Sessiz geçen bir dakikanın ardından bayan çakma kontes bozdu sessizliği ‘’Nasıl gidiyor?’’<br />
‘’Ne saçma bir soru’’ diye geçirdi içinden; ama ‘’İyi, bildiğin gibi, senin?’’ dedi gözlerinin içine bakarak. ‘’Bende aynı işte ne olsun ya’’ diye cevapladı kız.<br />
İçinde birden acı bir öfke belirmişti, nasıl bu kadar rahat olabildiğini anlamıyordu. Dakikalar ucu sivriltilmiş bir bıçağın usul usul saplanması gibi can yakarken tek bir kelime dökülebildi sonunda dudaklarından çocuğun…<br />
‘’Neden?’’ dedi sakin bir şekilde. Şöyle bir durdu çakma kontes. Takınmaya çalıştığı ‘şekeri elinden alınmış çocuk’ hali, bakışlarındaki suçluluk duygusunu bastıramaya yetmiyordu. Yinede belli ki uğraşıyordu üzgünmüş gibi görünmek için. Bir şey diyecekte diyemiyor gibiydi. Korkuyordu sanki. Çekiniyordu. Çakma kontes öylece beklerken vakur gencin kafasında dönüyordu geçen kırk üç gün…<br />
<br />
O ağacın altında tanımıştı onu ilk. Hayatında gördüğü en güzel şeydi. Sanki yıllardır tanıyormuşçasına ısınmışlardı birbirlerine. Eve dönme vakti geldiğinde gitmek istememişti ikisi de. Vakur genç çakma kontesi dünyanın en asil taşıma aracı olan ve hiçbir zaman tamamen dolmadığına inanılan belediye otobüsüne bindirmiş ve gidişini izlemişti mutluluk ve hüzün dolu bakışlarla. ‘’Manyak mısın kardeşim’’ diyerek kapatmıştı kapıyı sayın şoför hazretleri. İnsanlar garip bakıyorlardı o gün sanki. Parmaklarıyla onu gösteriyorlardı. Anlam verememişti. Ama bu kadar mutluyken insanların ne yaptıkları pek de umurunda değildi zaten. Hemen telefonu eline almış romantik olmak istercesine yazmıştı aradan iki dakika geçmiş olmasına rağmen ‘’özledim’’ diye. Ben de demişti çakma kontes. Ne kadar da mutluydu o gün ve ondan sonra geçen bir buçuk ay. <br />
<br />
Bugüne geri döndü kafası yeniden. Hatıraları bir anlığına elinin tersiyle sahnenin dışına iteledi. Bir şeyler bekliyordu artık. Duymayı. Belirsizliklerin yok olmasını. En nefret ettiği şeydi belirsizlik. Neden sonra kızın ağzı çözüldü ama dökülen kelimelere pek de anlam veremedi vakur genç:<br />
‘’Ben aslında yokum’’<br />
‘’Ayrılalım demenin yeni moda hali mi bu?’’<br />
‘’Hayır, biz hiç beraber olmadık ki ayrılalım’’<br />
‘’Ya demek öyle, bu kadar mı değersiz yani her şey’’<br />
‘’Anlamıyorsun ya da anlamak istemiyorsun’’<br />
‘’Anlamıyorum ve hiçbir zaman da anlayacağımı zannetmiyorum. Sevdiğini söylemiştin’’<br />
‘’Hayır söylemedim’’<br />
‘’Şimdide söylediklerini mi inkâr ediyorsun. Hatta biz hiç tanışmadık zaten değil mi?’’<br />
‘’Aynen öyle’’<br />
‘’Ne demek aynen öyle?!’’<br />
O kadar bağırmıştı ki garson yanına geldi ‘’Beyefendi biraz sessiz olur musunuz?’’ . ‘’Pardon’’ dedi vakur genç. Vakurluğunu yanına almamıştı bugün. <br />
‘’Ne demek aynen öyle ya’’ dedi sesini azaltarak. Yanlardaki masalardan ona bakarak fısıltılı sohbetlerinin ateşini harlayan insanlar rahatsız edici olmaya başlamışlardı. <br />
<br />
Beraber dışarıda kaldıkları, parklarda uyudukları bile olmuştu. Beraber olmaktan mutluydular. Ya da o öyle sanıyordu.<br />
Çakma kontesin yüzüne bakarken aval aval, içinde bir gariplik hissetti. Kusacak gibiydi. Lavaboya gidip yüzünü yıkamak için kalktı masadan. Kapısını hızlıca çarparak girdi içeri. Aynaya baktı. Yüzü solgunlaşmıştı. Bir avuç su çarptı yüzüne ve tekrar baktı aynaya. ‘Ne yapıyorum ben?’ diye sormaya çekiniyordu kendine. Salakça davrandığını düşündü bir an. Kimse için üzülmemeyi öğrenmişti, daha doğrusunu öğrendiğini düşünmüştü. Ama üzülüyordu işte. Ama üzüntünün bilmem kaç katı öfke vardı içinde. Az önce duyduklarının muhasebesini yapıyordu kafasında. ‘Aslında hiç olmadım, biz hiç tanışmadık’. Ne demekti bunlar? Ne kadar ucuz numaralardı. Yüzüne vurduğu üçüncü suyla birlikte tüm bu düşünceleri bir anlığına da olsa lavabonun deliğine göndermeyi başardı. Masaya geri döndüğünde çakma kontes yerinde yoktu. Garsona sordu. Gelen ‘kimse yoktu görmedim’ cevabı tatmin etmemişti vakur genci. Yan masalardaki insanlar garip bakıyorlardı sanki yüzüne. Ve iyice korlaşmıştı fısıltı ateşleri. İnsanların ona bakışları ve bir şeyler fısıldaşmları bazen öyle bir hal alıyordu ki, ‘acaba delirdim mi’ diye sorgulamasına neden oluyordu. <br />
<br />
Dışarı çıktı ve öylece durdu. Peşinden koşmamakta kararlıydı. Ne arayıp ne soracaktı artık. Doğruca eve gitti. Odasına girip kapıyı kapattığı an göz pınarlarından kendini sele bırakmış bir akarsu sertliğinde boşalmaya başladı yaşlar. Gök gürültüsü misali hıçkırışlarını annesi duymuş olacak ki kapıyı vurdu o en samimi sesiyle ‘oğlum iyi misin’ diyerek. Verdiği ‘iyiyim’ cevabı ana yüreğinin yangınını söndürmeye yetmeyecek kadar cılızdı. İçeri girdi annesi. Sarıldı oğluna. ‘Gitti anne’ diyebildi. ‘Terk etti beni’. Annesi yüzünde üzüntü ve şaşkınlık dolu bakışlarla süzdü oğlunu. Sonra da başladı konuşmaya:<br />
<br />
‘’Bilmen gereken bir şey var oğlum. O hiç olmadı’’<br />
‘’Anne sende mi?’’<br />
‘’Beni dinle. Bunu sana söyleyip söylememek konusunda çok kararsızdım ama artık başka seçeneğim maalesef kalmadı. İnsanların sana garip baktıklarını söylemiştin hatırlıyor musun? Nedenini merak etmiştin. Nedeni senin kendi kendine konuşuyor olman. Bunu ilk anda idrak etmen çok zor biliyorum ama oğlum maalesef sende şizofreni var. Bir anne için bunu oğluna söylemek çok zor ama elimden şu an için gelen hiç bir şey yok. O hiç olmadı. Onu eve getirdiğini sandığında yalnızdın. Ben yanında biri varmış gibi davrandım. Kendi kendine konuşuyordun. Seni üzmek istemedim ve bende bunun bir parçası oldum. Affet beni oğlum’’<br />
<br />
Hayır. Annesine kızgın değildi. Ama o an hayatındaki en büyük şoku yaşıyordu. İnsanların ona deliymiş gibi bakmalarının nedeni buydu demek. Otobüs şoförünün tepkisi, garsonun ben kimseyi görmedim demesi, çevredeki insanların onu göstererek fısıldaşması. Hepsi bu yüzdendi demek. Bütün o yaşananları düşündü. Her şeyi tek başına yaşamıştı. Mutluyuz sandığı anlarda tek başına mutluydu aslında. ‘O hiç olmadı’ sözcüğü yankılanıyordu kulaklarında. ‘’Ben olduğunu sandım. Sevdim olmayan birini. Kendi kendime sohbetler ettim o var sanıp’’. Kendi doğrularımla aradığım mutluluğu kendim yarattım ve o mutlulukla yaşadım gerçek sanarak. Kendini bir an toparladı ve düşündü. Gerçek olsaydı ve her şeyden sonra gitseydi daha mı az üzülecekti yoksa berbat mı olacaktı. ‘’İyi ki’’ dedi, ‘’İyi ki gerçek değilmiş’’<br />
<br />
Hayalle gerçek arasında ki ince çizgiyi var eden insanın ta kendisiymiş aslında. Gerçekten var olan, gerçek olamayacak kadar hayal gelirken, hayal olanı gerçek sanmanın yanılgısını yaşarmış insan. Kendi içinde bitermiş aslında neye inandığı. İnsan inandığını yaşarmış aslında. Kendi var edip mutluluğu, kendi sürdürürmüş. Gerçekten gerçek olanın yalana dönüşmesi yine o gerçekliğin kendi elindeyken, insanın kendi gerçeğinin yalan olması diye bir durum yokmuş aslında. İnsan mutluluğunun var olduğuna inandığında var olurmuş mutluluk. Ve bittiğini düşündüğünde bitermiş hayaller ve düşler. Bu yüzdenmiş düşlerin tek gerçeklik olduğuna inanmak Poe için beklide. Kendi gerçekliğini yarattığı düşlerinde ve hayallerinde en özgür haliyle var olan insan, hayatın düşsel gerçekliğinde o denli boğulmuştur ki, hayal dünyasındaki özgürlüğünü unutmuştur ne yazık ki…</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>arafyaren</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/selim-karadayi-hayaller-t3663.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Word'de garip bir şey]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/wordde-garip-bir-sey-t3376.html</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 14:10:11 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[* ----------Şimdi word'ü açın ve aynen şunu yazın:--------- 
=rand(20099) 
sonrada enter'e basın. 
Bunu Bill Gates bile açıklayamamış söylediklerine...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="Pink"><b> ----------Şimdi word'ü açın ve aynen şunu yazın:---------<br />
=rand(20099)<br />
sonrada enter'e basın.<br />
Bunu Bill Gates bile açıklayamamış söylediklerine göre...!!!<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Bulamayan arkadaslar varsa o komutla bunlar yaziliyor <br />
<br />
kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atlar.Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üstünden atla</b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#961;&#945;c&#1082;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/wordde-garip-bir-sey-t3376.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bilgisayar Oyunu Gerçek Oldu</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/bilgisayar-oyunu-gercek-oldu-t3375.html</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 14:08:49 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Fransa'da yaşayan oyun bağımlısı genç internetten oynadığı savaş oyununa kendini fazla kaptırdı. 
 
 
20 yaşındaki Julien Barreaux isimli genç...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="Pink">Fransa'da yaşayan oyun bağımlısı genç internetten oynadığı savaş oyununa kendini fazla kaptırdı.<br />
<br />
<br />
20 yaşındaki Julien Barreaux isimli genç Counter- Strike isimli bilgisayar oyunundaki rakibini buldu ve göğsünden bıçakladı. <br />
<br />
Kuzey Fransa'da görülen duruşmada oyun bağımlısı genç rakibini yedi ay boyunca nasıl izlediğini ve yerini bulduğunu anlattı. <br />
<br />
Mikhael isimli rakibinin evini bulduktan sonra kapısını çalan 20 yaşındaki genç hemen göğsüne bıçak sapladı. <br />
<br />
Barreaux polis soruşturmasında &quot;oyundaki adamımı öldürdü; bu yüzden onu cezalandırmak istedim.&quot; şeklinde konuştu. <br />
Ağır bedensel zarara yol açmaktan 2 yıl hapis cezası alan genç oyun bağımlısı aynı zamanda öfke kontrolü tedavisi alacak.<br />
</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#961;&#945;c&#1082;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/bilgisayar-oyunu-gercek-oldu-t3375.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kişisel bi ileti girine verilebilecek en güzel cevaplar</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/kisisel-bi-ileti-girine-verilebilecek-en-guzel-cevaplar-t3093.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 19:50:43 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[kişiselse sanane ?? " 
 
"Girmezsem n&#8217;olcak?" 
 
"Kişisel ileti yok. Kişisel sorun var." 
 
"Bizim kişisel neyimiz oldu ki iletimiz olsun." 
 
"Bizim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>kişiselse sanane ?? &quot;<br />
<br />
&quot;Girmezsem n&#8217;olcak?&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel ileti yok. Kişisel sorun var.&quot;<br />
<br />
&quot;Bizim kişisel neyimiz oldu ki iletimiz olsun.&quot;<br />
<br />
&quot;Bizim Kişisel bi olayımız olmaz&quot;<br />
<br />
&quot;Girdim, oldu mu?&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel iletiye hayır!Yaşasın toplumsal mücadelemiz.. &quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel iletiye evet!Yaşasın bencillik, egoizm, narsizm..&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel iletinizin olamabilmesi için önce kişiligininizin olması gerekir&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel bir ileti yazın, sosyal mesajlar kışın daha etkili olabilmektedir..&quot;<br />
<br />
&quot;Bir kişisel İleti&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel ileti dediğin nedir ki? Yazarı&quot; <br />
&quot;Listedeki tasfiye nedeniyle zararına muhabbetler&quot;<br />
<br />
&quot;Bu alana reklam verebilirsiniz&quot; <br />
<br />
&quot;İletim yok yalıtım var .&quot;<br />
<br />
&quot;iletisizseniz, ileti Sizsiniz.&quot;<br />
<br />
&quot;Fazla kişisel yazamam buraya&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel iletiyle kişiselleştirmeyenlerden misiniz&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel bir iletim yok, buna da şükür.&quot;<br />
<br />
&quot;Ağlarsa anam ağlar gerisi ninja kaplumbağlar&quot;<br />
<br />
&quot;Kim vurduya gittim, gelecem&quot;<br />
<br />
&quot;Yazmıyorum kişisel ileti falan.Baskıya gelemem ben&quot;<br />
<br />
&quot;Kişi ile ileti-şim için tıklayın&quot;<br />
<br />
&quot;Herkesin gördüğü ileti kişisel değildir&quot;<br />
<br />
&quot;Kişisel bir ileti yaz 3990&#8217;a gönder&quot;<br />
<br />
&quot;Bir porche alıp gelicem&quot;<br />
<br />
&quot;Ben sana çevrimiçi olamazsın demedim,insan olamazsın dedim&quot;<br />
<br />
&quot;Sahibine dönmeyen isyankar bumerang&quot;<br />
<br />
&quot;Sürüden ayrılan idealist kuzu&quot;<br />
<br />
&quot;i see online people&quot;<br />
<br />
&quot;İtiraf ediyorum: Winamp&#8217;teki unknown artist benim..</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Travel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/kisisel-bi-ileti-girine-verilebilecek-en-guzel-cevaplar-t3093.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Alkışlar çılgın türklere</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/alkislar-cilgin-turklere-t3092.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 19:49:01 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup "112&#8242;nin numarasi neydiiiii?" diye bagıran sarışına, 
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- 
Birbirlerine ana avrat küfür...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup &quot;112&#8242;nin numarasi neydiiiii?&quot; diye bagıran sarışına,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kişinin arasına girip ikisine de birer tokat atan ve &quot;Analar kutsaldır, analara küfür etmeyin, o.çocuklari!!&quot; diyen Karadenizli ağır abiye,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Annesine kızıp, buharlı ütünün içine işemeyi akıl eden! Annesini buram buram çiş kokularıyla iş yerine yollayan! Annesi; ancak arkadaşları &#8221;acayip kokuyorsun&#8221; dediğinde işi çözen anneye ve çocuğuna,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canı sıkılmasın diye televizyon seyreden kişiye,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk, anneme &#8221;X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim&#8221;. Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu. Bu olayı yaşayan aileye,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz AIDS&#8217;in açılımını yapıyor: (A)llaha (İ)syan eden (D)eyyusların (S)onu&#8230; diyen hocaya,birer alkış istiyorum<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Ayrıca aşağıdakiler de birer tebrik hakediyor:<br />
<br />
Acı Kaybımız:<br />
<br />
3 ay önce ailemize katılan, &quot;Necmi&quot; ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi&#8217;yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda &#8221;Abi onlar kış uykusuna yatar&#8221; cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Annemin Maceraları:<br />
<br />
Shrek&#8217;in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele<br />
tutuşmuş Shrek ve Fiona&#8217;yi gören annem, &#8216;Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?&#8217; diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Alfabe:<br />
<br />
Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: &#8216;örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?&#8217; deme cesaretini gösterdiği için,<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Annem:<br />
<br />
&quot;Bu taraf bitti&quot; diye CD&#8217;yi arkasına çeviren ve sonra da &quot;CD çalar çalışmıyor!&quot; diye feryat eden anneme alkış az geliyor!<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Modem:<br />
<br />
Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem &quot;Bu ne?&quot; diye sordu. Ben de kolay anlasın diye &quot;Hani benim bilgisayarım var ya, onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu&quot; diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni ve &quot;Yani modem bu&quot; dedi ve konu kapandi&#8230;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Yaz Okulu:<br />
<br />
Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite ögrencisine gelsin. Bu yaratıcılıga şapka çıkarılır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Beyin Göçü:<br />
<br />
Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim<br />
midibüsünde yanındakı arkadaşına dert yanmaktadır. &#8221;Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS&#8217;ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika&#8217;ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!&#8221; Sen git, masrafları ben karşılıyorum.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Alman Yazar:<br />
<br />
Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp &quot;Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır&quot; diyen hocaya, &quot;Niye, kağıt bulamamış mı?&quot; cevabını veren arkadaşa gonderelim.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Düz Mantık:<br />
<br />
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında &#8221;Bu ev kiralıktır&#8221; yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında &#8221;Bu da&#8221; yazısını görürseniz, bilin ki Trabzon&#8217;dasınız.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İngilizce Yazılısı:<br />
<br />
Bir alkış da İngilizce sınavında &quot;Nice &#8230;&#8230;..&quot; şeklindeki boşluğu<br />
&quot;Nice mutlu yıllara!&quot; biçiminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Hugo&#8217;lar Beşledi:<br />
<br />
Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo&#8217;ya &quot;Beşinci Hugo&quot; diyen arkadaşımıza gelsin.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ne Zaman?<br />
<br />
Kardeşim karne almıştı; fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu: &quot;Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin&quot; uyarılar özellikle babama yönelikti: &quot;Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma&quot;. Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: &quot;Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?&quot;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Havale:<br />
<br />
Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: &quot;Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?&quot; Teyzem cevap veriyor: &quot;Bu paranın hayrını görme inşallah yazalim&quot; evladım.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Lamba:<br />
<br />
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: &quot;Bacım o geçtiğin gece lambası değildi; çek sağa&quot;.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Hacim nedir?<br />
<br />
Öğretmen bir arkadaşımdan naklen: 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: &quot;Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız&quot;. Öğrencimizden gelen cevap: &quot;Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?&quot;. <br />
 <br />
 =)=)=)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Travel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/alkislar-cilgin-turklere-t3092.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Gençken Yapılacak 100 Şey :D</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/gencken-yapilacak-100-sey-d-t3091.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 19:45:03 GMT</pubDate>
			<description>*  1. Garson hesabı getirdiğinde arkadaşınla hesabına el kızartmaca oyna. Garsonu hakem yap. 
    * 2. Etrafındakilere sürekli öpücük gönder,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>*  1. Garson hesabı getirdiğinde arkadaşınla hesabına el kızartmaca oyna. Garsonu hakem yap.<br />
    * 2. Etrafındakilere sürekli öpücük gönder, soranlara &#8220;tikim var&#8221; de.<br />
    * 3. Otobüste tüm yolculara hitaben yüksek sesle o günün gazetesini oku.<br />
    * 4. Bir mağazanın deneme kabininde evden getirdiğin kıyafetleri dene, görevlinin fikrini sor.<br />
    * 5. Bir arkadaşınla gelinlik ve damatlık giyip işlek bir caddede dur, gelen geçenden takı, para iste.<br />
    * 6. Bir mağazada, almak için denediğin pantalonu üzerindekini çıkarmadan giy, görevlilere &#8220;bu bana dar, bir büyük beden alabilir miyim&#8221; de.<br />
    * 7. Yoldan geçen tanımadığın birine &#8220;aynı şehirde yaşıyoruz, neden tanışmıyoruz?&#8221; de ve kendini tanıt.<br />
    * 8. Mp3 çalarından dinlediğin bir şarkıyı otobüste/metroda tanımadığın birine armağan ettiğini söyle ve şarkıyı onunla birlikte dinle.<br />
    * 9. Otostop çekerek durdurduğun 10 arabanın şoförüne arabayı dikkatli kullanmalarını tembih et ve arabaya binme.<br />
    * 10. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 11. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 12. Belediye otobüsünde top sektirmeye çalış.<br />
    * 13. Bir grup arkadaşınla arka arkaya tutunup tren yapın, gideceğiniz yere öyle gidin. Önünüze çıkan yayaları ağzınızla korna sesi çıkararak uyarın.<br />
    * 14. Kızsan saçlarını berberde; erkeksen bayan kuaföründe kestir.<br />
    * 15. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 16. Toplu taşıma araçlarında etrafındakilere tek tek saati sor. Saati ileri/geri olanları uyar ve &#8220;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8221;nden olduğunu söyleyerek ceza kes.<br />
    * 17. Veterinere gidip midenin ağrıdığını anlat, çözüm iste.<br />
    * 18. Sokakta gördüğün en az beş yaşlının elini öpmeye çalış, öpebildiklerinden harçlık iste, vermezlerse yere oturup ağla.<br />
    * 19. Yolda gördüğün ilk ağaca sarıl ve global ısınmadan dolayı insanlık adına özür dile.<br />
    * 20. Oturduğun kafede/restoranda kendine içecek bir şeyler söyle, yemeğini dışarıdan sipariş et, bulunduğun yere getirmelerini söyle.<br />
    * 21. Arkadaşlarını yanına alıp sokakta ağır çekimde (slow mo) yürü.<br />
    * 22. Süpermarkette meyve ve sebzelerle konuş. Onları dinle, onlara derdini anlat.<br />
    * 23. 20 arkadaşını topla, aile büyüklerinden birinin elini öpmeye götür.<br />
    * 24. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 25. Yağmurlu bir havada tanımadığın birinin şemsiyesinin altına gir, &#8220;biraz da ben tutayım&#8221; de.<br />
    * 26. Eline küçük bir doğumgünü pastası al, yoldan gelip geçenlerin &#8220;iyi ki doğdun abi/abla&#8221; diye şarkı söylerek doğumgünlerini kutla.<br />
    * 27. Çocuk doktoruna git, içinde hala bir çocuk olduğunu ve onu tedavi ettirmek istediğini söyle.<br />
    * 28. Yolda yürüyen insanların karşısında dur ve birden sessiz film anlatmaya başla.<br />
    * 29. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 30. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 31. Sakızla yapabileceğin en büyük balonu yapmaya çalış.<br />
    * 32. Sevgiline/arkadaşına 10 tane balon al, tam ona verecekken birden havaya bırak.<br />
    * 33. Tanımadığın insanlara hal hatır sor, akraba ya da okul muhabbeti yap. Sonra &#8220;pardon biriyle karıştırdım&#8221; diyip git.<br />
    * 34. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 35. Turist taklidi yap, insanlara kötü bir İngilizce ile yol sor ama anlama!<br />
    * 36. Belediye otobüsüne bindiğinde şoföre &#8220;öndeki taksiyi takip eder misin?&#8221; diye sor.<br />
    * 37. Bir sokak girişinde dur, insanlara sokağın tabelasını göstererek &#8220;en iyi sokak bizim sokak, buradan geçin&#8221; de.<br />
    * 38. Markette kasa görevlisi alışveriş hesap tutarını söylediğinde &#8220;hesaba yazar mısın?&#8221; diye sor.<br />
    * 39. Sokakta yürüken herhangi birine hafifçe dokunarak ebe diyip kaç.<br />
    * 40. Minibüse bindiğinde minibüsçüye &#8220;abi param yok eve kadar muavinlik yapayım mı?&#8221; diye sor.<br />
    * 41. Cansız bir mankeni alıp elinden tutup sokakta gez, onunla sinemaya ya da Mcdonald&#8217;s&#8217;a git.<br />
    * 42. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 43. Büyükannene ya da büyükbabana yoyo yaptır.<br />
    * 44. Yolda gördüğün insanlara &#8220;saçınız peruk galiba ama çok yakışmış&#8221; de.<br />
    * 45. Sokaklardaki süs havuzlarında balık tut.<br />
    * 46. Ünlü bir kafeye 4 arkadaşınla git, elindeki okey setini masalardan birine kur, okey oyna.<br />
    * 47. Balık adam kıyafeti giy, sokakta gördüğün insanlara &quot;Akdeniz ne tarafta?&quot; diye sor.<br />
    * 48. Yatak/baza satan mağazalara git, &#8220;en uygun yatağı alabilmem için en az bir gün burada uyumam gerek&#8221; diyip saatini kur ve yataklardan birine yat.<br />
    * 49. Yoldan geçen herhangi birine &#8220;David Beckham&#8216;a çok benziyorsunuz bir imzanızı alabilir miyim?&#8220; de. Zorla imza al, birlikte fotoğraf çekil.<br />
    * 50. Alışveriş merkezlerinden birinde yukarı çıkan yürüyen merdivenin başında dur, yukarı çıkanlara &#8220;Unutmayın her çıkışın bir inişi var; yolunuz açık olsun&#8221; diyerek onları uğurla.<br />
    * 51. Elinde hesap makinesiyle asansöre bin, her binene kilosunu sor, hesap yap, binen birisine &#8220;Kusura bakmayın 5 kilo fazla olduk, binemezsiniz&#8221; de, asansörden indir.<br />
    * 52. Sinemaya elinde bir DVD ile git, gişedeki görevliye kendi filmini çektiğini ve arkadaşlarınla birlikte bir sonraki seansta bu filmi izlemek istediğini söyle, ısrarcı ol, bilet parası ödeyeceğini söyle.<br />
    * 53. Girmiş olduğun dersin hocası için pankart kaldır. Örnek: &#8220;Felsefe Pınar Hoca&#8217;dan dinlenir&#8221; &#8220;Bu okul seninle gurur duyuyor&#8221; &#8220;Ahmet Hoca, sınıf el ele; hepberaber ÖSS&#8217;ye&#8221; gibi...<br />
    * 54. A) Erkekler için: Kıyafetinin altına bir yastık koy, toplu taşıma aracına bin, &#8220;Hamileyim&#8220; diyerek otobüstekilerden yer iste.<br />
            B) Kızlar için: Kıyafetinin altına bir yastık koy, toplu taşıma aracına bin, sana yer verildiğinde yastığı çıkarıp arkana koy.<br />
    * 55. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 56. Hoca dersi bitirdiğinde bitirmemesi için yalvar, diğer arkadaşlarını ayart, onlarda sana destek olsun.<br />
    * 57. Arkadaşlarını topla, kalabalık bir grup haline halay çekerek otobüse binin.<br />
    * 58. Markette, market arabasına bin ve kasadan geçerken &#8220;barkodumu okur musunuz&#8221; diye sor.<br />
    * 59. Eline bir düdük al, yolda yürürken karşına çıkan bir yabancıya kırmızı kart göster, oyundan çıkarma hareketi yap.<br />
    * 60. Otobüs ya da metro vagonlardan birinin başında dur, içeri giren yolculara inecekleri durakları sor ve onlara oturacakları yeri göster.<br />
    * 61. Marketten bir adet sakız al, kredi kartı ile ödemek istediğini söyle, kaç taksit yapabileceklerini sor.<br />
    * 62. Elinde bir buket çiçek ve çikolatayla bir mağazaya gir, satıcıya &#8220;Vitrindeki mankene aşık oldum, sizden istemeye geldim&#8220; de.<br />
    * 63. Metro İstasyonunda &#8216;Taksim bir iki bir iki,Taksim yolcusu kalmasın! Diye bağır!, insanları metroya bindir, kapılar kapanınca metronun makinistine &#8216;&#8217;devam et&#8217;&#8217; diye bağır.<br />
    * 64. Taksiye bin ve Atina&#8217;ya gitmek istiyorum diyip şoföre vizesi olup olmadığını sor.<br />
    * 65. Vapurda bir anda ayağa fırlayıp türkü söylemeye başla. Yolcuların arasında dolaşarak konserde halk arasına karışmış izlenimi yarat. Yolcuların elini tut, öpücük yolla.<br />
    * 66. Dolu bir asansöre en son bin, bütün kat düğmelerine bas, hiç bir katta inme.<br />
    * 67. Tuvalet kağıdıyla kendini mumyala, sokağa çık.<br />
    * 68. Yolda gördüğün bir yabancıya hikayeni anlat.<br />
    * 69. Evdeki su bardaklarından bir tanesinin üstünü streç film ile kapla. Ev sakinlerinden birinin o bardaktan su içmesini sağla.<br />
    * 70. Arkadaşlarınla halı saha kirala, piknik yap.<br />
    * 71. Bu maddenin ne olacağını merak et, bekle ve gör!<br />
    * 72. Şehir hatları vapurunda yere havlu ser ve üzerinde güneşlen.<br />
    * 73. Notere git, Madonna&#8217;yı çok sevdiğini ve ona vekalet vermek istediğini söyle<br />
    * 74. Restoranda yemeğin sadece yarısını yediğini söyleyerek hesabın yarısını ödemeyi teklif et.<br />
    * 75. Arkadaşlarına vereceğin ders notları için kantinde/kampüste imza günü düzenle.<br />
    * 76. Gittiğin kafenin çalışanlarına &#8220;bugün çok yoruldunuz, hadi siz oturun kahveleri de ben yapayım&#8221; de.<br />
    * 77. Çakmakçıya bitmiş pillerini doldurtmak istediğini söyle.<br />
    * 78. Yer göstericilere ya da güvenlik görevlilerine sinema/alışveriş merkezlerinin büyük ekranlarında arkadaşlarınla Play Station oynamak istediğini söyle.<br />
    * 79. Eve gelen misafirlere &#8220;bugün kapalıyız&#8221; diyerek onları içeri alma.<br />
    * 80. Bir iki arkadaşınla kağıda &#8220;Cezalıyız&#8221; yaz, göğsünüze yapıştır. Yol kenarında bir süre tek ayak üzerinde durun.<br />
    * 81. Metro ya da otobüs koltuğuna kılıf takıp otur.<br />
    * 82. Yoldan geçen bir minibüsü heyecanla durdur, duran minibüsün şöforüne saati sor, teşekkür edip yoluna devam et.<br />
    * 83. Sokakta sünnet kıyafetiyle gez.<br />
    * 84. Otogar&#8217;da tanımadığın insanlara el salla, arkalarından su dök. &#8220;Varınca arayın&#8221; de.<br />
    * 85. Yolda tek başına kahkahalar atarak yürü, hatta yere yatıp tepinerek gül.<br />
    * 86. Yoldaki insanlara &#8220;kaykayımı şuraya park etmiştim, polis çekmiş gördünüz mü?&#8221; diye sor<br />
    * 88. Okulun ya da sınıfın kapısında dur içeri girenleri tek tek karşıla, &#8220;hoş geldiniz&#8221; de.<br />
    * 89. Yoldan geçenlere kendi fotoğrafını göster, &#8220;bu insanı buralarda gördünüz mü?&#8221; diye sor.<br />
    * 90. Maçta üzerinde &#8220;Bu golü sevgili arkadaşım XXX&#8217;e ya da aileme armağan ediyorum&#8221; yazılı bir pankart aç.<br />
    * 91. Taksiye bin, şöfore &#8220;Param yok. Taksimetre ne kadar yazarsa o kadarlık şarkı söylesem olur mu? diye sor.<br />
    * 92. Arka kapısından indiğin otobüsün koşarak ön kapısına git ve şoföre yanlış durakta indiğini söyleyerek tekrar bin. Bunu birkaç durakta tekrarla.<br />
    * 93. Derse, o dersin hocasının maskesini takarak gir.<br />
    * 94. Bir turiste havaalanında coşkuyla karşılanıp omuzlara alınan yeni transfer olmuş futbolcu muamelesi yap.<br />
    * 95. Yeni bir spor dalı icat et.<br />
    * 96. Köpek gezdiren birinin yanına gidip &#8220;bir tur verir misin? Bu gece bende kalsın mı?&#8221; diye sor.<br />
    * 97. Bir ünlü şahsiyeti seninle McDonald&#8217;s&#8217;a gitmeye ikna et.<br />
    * 98. Hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap.<br />
    * 99. Öğrenciye ev vermeyen emlakçıdan ev kiralamaya çalış.<br />
    * 100. Kafana göre takıl; kendi maddeni çek gönder.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Travel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/gencken-yapilacak-100-sey-d-t3091.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>kadın erkek denklemi</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/kadin-erkek-denklemi-t3090.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 19:42:45 GMT</pubDate>
			<description>Kadın Erkek Denklemleri 
Zeki Erkek + Zeki Kadın = Romantizm 
Zeki Erkek + Aptal Kadın = Gebelik 
Salak Erkek + Zeki Kadın = Sorun 
Salak Erkek +...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kadın Erkek Denklemleri<br />
Zeki Erkek + Zeki Kadın = Romantizm<br />
Zeki Erkek + Aptal Kadın = Gebelik<br />
Salak Erkek + Zeki Kadın = Sorun<br />
Salak Erkek + Salak Kadın = Evlilik<br />
Zeki Patron + Zeki İsçi = Kar,<br />
Zeki Patron + Salak İşçi = Üretim<br />
Salak Patron + Zeki İşçi = Terfi<br />
Akıllı Patron + Salak İşçi = Fazla mesai<br />
   =)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Travel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/kadin-erkek-denklemi-t3090.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ölü Kadının 42 yılı TV karşısında geçti!</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/olu-kadinin-42-yili-tv-karsisinda-gecti-t3082.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 09:26:02 GMT</pubDate>
			<description>1924 doğumlu Hedviga Golik, 42 yıl önce bir fincan kahvesini alıp televizyon izlemek için her zamanki koltuğuna oturdu. Üstelik televizyonu da o...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>1924 doğumlu Hedviga Golik, 42 yıl önce bir fincan kahvesini alıp televizyon izlemek için her zamanki koltuğuna oturdu. Üstelik televizyonu da o dönemin en teknolojik ve lüks televizyonlardan biriydi.<br />
<br />
<br />
Onu en son 1966 yılında gördüklerini belirten Golik'in komşuları, o zamandan beri ortalıklarda görünmeyen talihsiz kadının Zagreb'te bulunan dairesine taşındığını düşündüklerini söyledi.<br />
<br />
Hırvat polisi, 42 yıldır kapısı açılmayan 13 metrekarelik terk edilmiş görünümdeki evin kapısını bir icra memuru eşliğinde kırdı ve Hırvat kadının TV karşısındaki mumyalaşmış cesediyle karşılaştı.<br />
<br />
Polisten yapılan açıklamada, durumun gerçekten inanılmaz olduğu belirtilerek, 42 yıldır sesi soluğu çıkmayan birini, çevresindeki insanların nasıl fark etmediklerinin çok şaşkınlık verici olduğu ifade edildi.<br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.ekolay.net/haber/haber.asp?pid=...&amp;haberid=543581" rel="nofollow" target="_blank">http://www.ekolay.net/haber/haber.as...haberid=543581</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Travel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/olu-kadinin-42-yili-tv-karsisinda-gecti-t3082.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sagopa^nın Okuduğu Kitap YazarLarı</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/sagopa-nin-okudugu-kitap-yazarlari-t2847.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 19:36:53 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Linguistanbul'un Sagopa Kajmer'le yaptığı bir röportajda 'Ne tür kitaplar okursunuz?' sorusuna şu yanıtı vermiş:'Tasavvuf okurum.Fıkıh,akaid,hadis...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Century Gothic"><font color="MediumTurquoise"><font size="3">Linguistanbul'un Sagopa Kajmer'le yaptığı bir röportajda 'Ne tür kitaplar okursunuz?' sorusuna şu yanıtı vermiş:'Tasavvuf okurum.Fıkıh,akaid,hadis okuyorum.İmam-ı Ğazali (k.s),Abdulkadir-i Geylani (ks.),İmam-ı Rabbani (k.s),Mahmut Ustaosmanoğlu,Ahmed Mahmud Ünlü,Mehmet Zahid Koktu (k.s.),Mevlana Celaleddin (ks.) ve daha aklıma gelmeyen birçok zatın eserlerini etüt ediyorum.Okuduğumun boş olmamasına vaktimin zayi olmamasına itina ediyorum.İlim ilim demek kendini bilmek demek.Nice okumaktan caymalı.'</font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#961;&#945;c&#1082;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/sagopa-nin-okudugu-kitap-yazarlari-t2847.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sagoo !</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/sagoo-t2846.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 19:35:41 GMT</pubDate>
			<description>Bilirsiniz Sagopa Kajmer Bir radyo programına konuk olmuştu.Bu programda bizim yeni duyduğumuz bir bilgiyi açıkladı.Sagopa Kajmer 1996 yılında Öss...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Century Gothic"><font size="3"><font color="YellowGreen">Bilirsiniz Sagopa Kajmer Bir radyo programına konuk olmuştu.Bu programda bizim yeni duyduğumuz bir bilgiyi açıkladı.Sagopa Kajmer 1996 yılında Öss sözel birincisi..! </font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#961;&#945;c&#1082;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/sagoo-t2846.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ateşten gömleğin asıl manası</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/atesten-gomlegin-asil-manasi-t2845.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 19:34:19 GMT</pubDate>
			<description>Içindeyim oyunun büsbütün hayatıma musallat oldu şöhret ün karıştı yarınım bitti dün tedirgin bugün: 
Anlamı:bu dünyanın güzelliklerine daldım öbür...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4"><font face="Book Antiqua"><font color="Plum">Içindeyim oyunun büsbütün hayatıma musallat oldu şöhret ün karıştı yarınım bitti dün tedirgin bugün:<br />
Anlamı:bu dünyanın güzelliklerine daldım öbür dünyayı kabir azabını unuttum diyor(haşa)<br />
<br />
<br />
giy ateşten gömlekleri birbir yansın üzerin:<br />
Anlamı: Kötü insanlara kabirde ateşten gömlek giydirilir ve yanarlar <br />
<br />
ve daha iyi kır topraktan çömlekleri zaten tedirgin halin:<br />
Anlamı.insanların topraktan gelip yine toprağa gideceklerini <br />
ve korkusundan belkide başkalarının bedenlerinden <br />
yapılan topraktan bardakları çömlekler kır diyor<br />
<br />
bir benim bendim ve bir kendim ortadayım bitmez derdim bu hal beni yer bitirir bildim:<br />
Anlamı:mezarda tek başına olunacağı ve eğer kötü ise derdinin azabının bitmeyeceği anlatılır<br />
<br />
aklıma gelen başıma geldi başım yarıldı aşım soğudu yine iştahsızlık elinde oyuncak etti açlığımı:<br />
Anlamı:yani bu dünyada kabir azabı çekmekten korktuğunu ve bunun başına geldiği anlatılır aç kaldığı azap çektiği...<br />
<br />
Artık kar topu oynamak istemiyorum ellerim dondu türlü saklambaç oyunlarından gözlerim yoruldu:<br />
Anlamı:bu dünyanın aldatmacasından sıkıldığını anlatır<br />
<br />
nerdesiniz güven abideleri ha cesaret haylazları gösterin bana 62den tavşan yapan hokkabazları belirleyin karşımda durabilecek tüm küfürbazları: <br />
Anlamı:kabirde bu dünyada allaha inanmayanların küfredenlerin kendilerini bu dünyaya kapırıp öbür dünyayı unutanların kabirde başlarına gelecekleri kötü şeyleri ve orda bu yaptıklarına bin pişman olacakları anlatılır<br />
<br />
demirden mızraplarla kırdım sazları deştim böğründen kıyamadığım hazları verin bana yazları:<br />
Anlamı:bu dünyanın geçici güzelliklerinden allahın yasakladığı şeylerden uzak durdum ve şimdi huzura kavuşmak istiyorum diyor<br />
<br />
<br />
ilahi merhamet sarayı ya hannan ve devamı:<br />
Sadece allahın rabbimiz olduğunu ondan başka ilah olmadığını anlatır<br />
<br />
ruhum işgalden kurtulmaz infılak eder volkan hislerim kırıklar<br />
anlamı: Kabirde ruhum hapislikten kurtulmaz ve hislerim yok olur diyor<br />
<br />
püskürüyor üzeime lav kıvılcım korlar elimdeki bir avuç su ile sönmez bu yangınlar:<br />
Anlamı:mezarda üzerine ateş püskürdüğü ve azıcık sevabıyla cennete ulaşamıyacağını anlatır<br />
<br />
ne maymundan geldin nede getiridi seni leylekler:<br />
Anlamı:babamız ademdir anamız havvadır ve allah ikisini ve bizide topraktan yaratmıştır... </font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1108;&#961;&#945;c&#1082;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/atesten-gomlegin-asil-manasi-t2845.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Böyle karınca tüneli gördünüz mü???</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/boyle-karinca-tuneli-gordunuz-mu-t2258.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:57:23 GMT</pubDate>
			<description>http://video.eksenim.mynet.com/taru_13/Karinca-Tunelleri/336951/5fc32ef979a9d3080f165c8037959684</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://video.eksenim.mynet.com/taru_13/Karinca-Tunelleri/336951/5fc32ef979a9d3080f165c8037959684" rel="nofollow" target="_blank">http://video.eksenim.mynet.com/taru_...165c8037959684</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>kafora aka şahmat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/boyle-karinca-tuneli-gordunuz-mu-t2258.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FazLa 'seksi' diye işten atıLdı.]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/fazla-seksi-diye-isten-atildi-t2257.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:49:35 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[İngiltere'nin Wolverhampton kentinde bir cezaevinde gardiyan olarak çalışan 22 yaşındaki Amitjo Kajla, mesleği için "fazla seksi" bulunduğu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İngiltere'nin Wolverhampton kentinde bir cezaevinde gardiyan olarak çalışan 22 yaşındaki Amitjo Kajla, mesleği için &quot;fazla seksi&quot; bulunduğu gerekçesiyle işten atıldı.<br />
<br />
Mesleği elinden alınan genç kız İngiltere Adalet Bakanlığı'na dava açtı.<br />
<br />
İngiltere'nin Wolverhampton kentinde bir cezaevinde gardiyan olarak çalışan 22 yaşındaki Amitjo Kajla, mesleği için &quot;fazla seksi&quot; bulunduğu gerekçesiyle işten atıldı.<br />
<br />
<br />
Dokuz ay çalıştığı cezaevinde arkadaşları tarafından dışlanan ve daha sonrada işten atılan genç gardiyanı işten çıkarma gerekçesi, ağır makyaj yapması, mahkumlara karşı nazik davranması ve bu meslek için fazla seksi görünmesi görüldü.<br />
<br />
İşini sevdiğini belirten Amitjo Kajla işten atılarak zarara uğratıldığı ve kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesiyle İngiliz Adalet Bakanlığını mahkemeye verdi. Geçen nisan ayında işten atılan genç kadının mahkemesi Birmingham kentinde devam ediyor.<br />
<br />
Mahkemede işten atıldığı için zarara uğradığını belirten Kajla, &quot;Çalışma arkadaşlarım beni sürekli taciz ettikleri için geceleri uykum kaçıyordu. Stersten kilo vermeye başladım. Beni işten atan bakanlığın zararımı tazmin etmesini istiyorum&quot; dedi.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>kafora aka şahmat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/fazla-seksi-diye-isten-atildi-t2257.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bunları Biliyormuydunuz!!!</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/bunlari-biliyormuydunuz-t2256.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:45:58 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[* Dünya Televizyonlarında prime time'da gösterilen ilk çizgi film Tas Devriydi. 
 
* Coca Cola piyasaya ilk cıktığiında yesil renkteydi. 
 
* Ünlü...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>* Dünya Televizyonlarında prime time'da gösterilen ilk çizgi film Tas Devriydi.<br />
<br />
* Coca Cola piyasaya ilk cıktığiında yesil renkteydi.<br />
<br />
* Ünlü aile oyunu borsa için Amerikan Merkez Bankasından daha cok para basılıyor.<br />
<br />
* Erkekler daha küçük yazılmıs yazıları kadınlardan daha iyi okuyor.<br />
<br />
* Kadınlar erkeklerden daha iyi duyuyor.<br />
<br />
* Zeki insanın saçında daha fazla cinko ve bakır bulunuyor. Dolayısıyla daha parlak oluyor.<br />
<br />
* Dünyanın en genç ailesi 1910'da Çin'de kuruldu Erkek 8 Kız 9 yasındaydı.<br />
<br />
* Katoliklerin lideri Papa'nın en genci 11 yasındaydı.<br />
<br />
* Daktiloyla yazılan ilk roman Tom Sawyer'dır.<br />
<br />
* Aralıkta diger aylardan daha fazla gebe kalınıyor.<br />
<br />
* ABD'de bir yıl içinde sadece 2 gün profosyonel spor karsılasması oynanmıyor.<br />
<br />
* İskambil kartlarındaki her 'Rua tarihteki bir kralı temsil ediyor.<br />
<br />
Macaavid, Kupa:Sarlman, Sinek: Iskender, Karo:Sezar<br />
<br />
* Kurşun Gecirmez yelegi, yangın cıkısını, cam silecegini, lazer yazıcıyı kadınlar icad etti. Yaaa, eminim bunu bilmiyordunuz...<br />
<br />
* Bozulmayan tek gıda maddesi baldır.<br />
<br />
* Amerika'nın %38'i Afrika'nın %28'i bakir.<br />
<br />
* Kapadokya'nin Güzel Atlar Diyari anlamina geldigini...<br />
<br />
* Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu?<br />
<br />
* Ördeğin vakvaklamasının yankı yapmadığını ve unu kimsenin açıklayamadığını?<br />
<br />
* İdrarın zifiri karanlıkta parladığını?<br />
<br />
* Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından<br />
birini kırabileceğini?<br />
<br />
* Hapşırmayı engellemeye çalışırsan,başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini?<br />
<br />
* Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini?<br />
<br />
* Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını?<br />
<br />
* Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla<br />
konuşmadığını?<br />
<br />
* Farelerin ve atların kusamadıklarını?<br />
<br />
* 1 saat sureyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını?<br />
<br />
* Çakmağın kibritten önce bulunduğunu?<br />
<br />
* Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu?<br />
<br />
* Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını (gerçekten olmuyor di mi )<br />
<br />
* Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.<br />
<br />
* Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.<br />
<br />
* Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesi onun özürlü olduğunu düşünmüştür.<br />
<br />
* Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır...<br />
<br />
alıntıdır...</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>kafora aka şahmat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/bunlari-biliyormuydunuz-t2256.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>ölümsüz ceset</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/olumsuz-ceset-t1972.html</link>
			<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 17:55:36 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa  
götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin  
ellerinden düşüvermiş. Tabutun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa <br />
götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin <br />
ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. <br />
Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş.<br />
Balıkçılar &quot;Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük&quot; <br />
diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi <br />
er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine <br />
tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış. <br />
Operasyon altı saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor alnından akan <br />
terleri silmiş ve &quot;çok zor oldu ama galiba yaşayacak&quot; demiş.<br />
<br />
<br />
arkadaşlar komikmi ilginçmi bende bilmiyorum buraya açtım konuyu :D</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>kafora aka şahmat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/olumsuz-ceset-t1972.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Beyaz zehir..(biraz duyarlı olalım..)</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/beyaz-zehir-biraz-duyarli-olalim-t1898.html</link>
			<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 10:40:51 GMT</pubDate>
			<description>Nasıl Uyuşturucuya Alıştırılır? Uyuşturucu Tuzağı Nasıl Kurulur? Lütfen Hepsini Okuyunuz.. 
 
Unutmayın , eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Nasıl Uyuşturucuya Alıştırılır? Uyuşturucu Tuzağı Nasıl Kurulur? Lütfen Hepsini Okuyunuz..<br />
<br />
Unutmayın , eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır. Eğer arkadaşınız , gerçektende arkadaş değil de bir &quot;ayakçı&quot; ise, birkaç hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı &quot; bombalama&quot; denilen ikinci aşama izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçı,  kıyağını yaptıktan sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce miktarda eroini  almayı unutuverir.   Bir eroinmanın malını asla unutmayacağını bilmediğiniz için kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz. Gelmez. Bir gün, &quot;yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?&quot; dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız demektir. Artık bir eroin bağımlısı olarak, her yerde kıyakçınızı, daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla bulursunuz. Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç kişinin uyuşturucu kullanması , diğerlerinin de en azından bir kez denemesi için yeterli bir neden.<br />
Gençler , birbirlerine sigara ikram eder gibi yada hastalığını iyileştirmek amacıyla ilaç verir gibi uyuşturucu sağlayabiliyorlar. Gençler, arasındaki sohbetin dışında kalmasını istemedikleri arkadaşlarını da kendileri gibi uyuşturucu kullanmaya zorlayabilirler. Kullanmaya itiraz eden arkadaşlarını dışlıyor yada &quot;arabesk&quot; türü tanımlamalarla , kendilerince aşağılama yolu seçiyorlar. Okul önleri de artık satıcılar için vazgeçilmez mekanlardan. İstanbul'da bulunan pek çok okulun kapısında , özellikle çıkış saatlerinde uyuşturucu satıcılarına rastlanıyor.  <br />
<br />
Neden Uyuşturucu Kullanılır? &quot; Uyuşturucu Kültürü &quot; Nedir?<br />
<br />
Toplumu ayakta tutan , ona yücelme ve yasama gücünü kazandıran , manevi , ahlaki ve hamasi değerlerini çürüterek , sömürgeci devletlerin uydusu halin getiren bir soğuk hap uygulamasıdır. Dış güçlerin ve içerdeki ajanlarının ve bunlarla işbirliği yapan mafya üçlüsünün organize çalışmaları. Her zaman mafyanın ağına takılmaya hazır &quot;sokaktaki başı boş insanlar ve çocuklar&quot; Unutulmaması gereken bir önemli husus da : Beyaz zehir alışkanlığının gelişmesinde , içinde türlü uyuşturucular taşıyan ve son yıllarda karaborsaya da tekel çizgisinde hükmeden ithal sigaraların ve kolalı mamullerin keza , çikletlerinde payı zannedildiğinden çok fazla<br />
<br />
Bilgisizlik<br />
<br />
Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.<br />
<br />
Özenti<br />
<br />
Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.<br />
<br />
Bira-bahane:<br />
<br />
Diskotek ve diğer kafabulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.<br />
<br />
Merak<br />
<br />
Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki de dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.<br />
<br />
Moda<br />
<br />
Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir. Gençlerde tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini aşma , ispatlama içgüdüsü veya dfasfgasdgasdhrhshtsrhreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki manevi boşluk , inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile yapısındaki bozukluklar , geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla normaliteyi bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini şımarıklığa , taşkınlığa , tahribe yöneltir. Eğitimdeki zafiyet , yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.<br />
<br />
Arkadaş çok önemli<br />
<br />
Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan , zamanla arkadaş çevresinden etkilenirler. Arkadaş çevresinde kabul edilmek için gençler, ekseriya çevresinin baskısına dayanamaz aşağılık duygusu ile uyuşturucu kullanır. Sanıldığının aksine , uyuşturucu ile ilk temas , sokak başında bilinmeyen satıcı vasıtası ile değil , bilakis arkadaş çevresiyle olmaktadır.<br />
<br />
<br />
Narkotik Maddeler<br />
 <br />
Morfin<br />
Türü ağrı kesici doğal, yarı yapay ve yapay drogların tümüne narkotikler, narkotik analjezikler veya opiyatlar denir. Narkotik terimi Yunanca &#8220;Narkotikos&#8221;kelimesinden gelir. Uyuşukluk, rehavet, miskinlik durumunu ifade eder. Farmakologlar narkotik drogları acı dindiren, hafifleten ve uyku veren maddeler olarak sınıflandırırlar. Ancak drogların hepsinin narkotik (uyuşturucu) özelliğe sahip olmadıkları da bilinmelidir. Örneğin, kokain uyarıcı, esrar halusinojen etkiye sahiptir. Yanlış bir tanımlama olmakla birlikte psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapan drogların hepsine uyuşturucu madde denmesi gelenek haline gelmiştir.<br />
Narkotik droglar merkezi sinir sistemi üzerine deprese etki göstererek acıyı dindirir, uyuşukluk ve uyku verirler. Narkotik drogların düzenli kullanımı daima korkunç sonucu olan fiziksel bağımlılığa götürür. Göz pupillalarında iğne başı kadar daralma, solunum yetersizliği, uyuşukluk gibi belirtiler görülürse morfin ve benzeri zehirlenmelerden şüphe edilebilir.<br />
Çoğu analjezik narkotiklerin kaynağı olan afyon sakızı, haşhaş bitkisinin kapsülünden elde edilir. Afyon sakızı renk olarak siyah-kahverengidir. Muhtevasında başlıca morfin, kodein, noskapin, papaverin, tebain ve mekonik asit bulunur. Ham afyondan elde edilen morfin tedavide ameliyatlarda kullanılır.<br />
<br />
Eroin<br />
morfinin asetil klorür veya asetik anhidrid ile tepkimeye sokulmasıyla sentetik olarak elde edilir. Suda kolay çözündüğünden damara kolayca enjekte edilebilir. Ayrıca deri altına verilebilir ve buruna çekilebilir. Yüksek derecede psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapar. Bağımlılar arasında sıkça kullanılan uyuşturucu maddelerden bir tanesidir.<br />
<br />
Depresanlar<br />
<br />
Barbitüratlar<br />
<br />
tedavide ağrı kesici, uyutucu, anestetik olarak ve kasılmalara karşı kullanılır. Genelde ağız yoluyla alınır. Uzun süre sıkca kullanımları fiziksel bağımlılık yapabilir. Uzun, orta ,kısa ve çok kısa olmak üzere etki süreleri farklıdır. Tıpta en çok kullanım alanı bulan barbitüratlar amobarbital, sekobarbital, fenobarbital, pentobarbital ve bütabarbital&#8217;dır. 2500 den fazla türevi vardır. Bunlardan 50 kadarı klinikte kullanılmaktadır. Sadece 12 tanesi uluslararası kontrol altına alınmıştır.<br />
<br />
Alkol<br />
MSN üzerine depresen etki yapar. Adli açıdan kişinin ne miktar alkol aldığı ve bunun hangi miktarının dokularda bulunduğu önemlidir. Araç sürücülerinin alkollü olup olmadığının kontrolü için kanda, nefeste ve bazı koşullarda idrarda alkole bakılabilir.<br />
<br />
Benzodiazepinler<br />
tedavide teskin edici, uyutucu ve adale gevşetici olarak kullanılır. Yasa dışı üretildiğine dair delil yoktur. Ancak yasal olarak üretilenler suistimal edilmektedir. Son olarak 33 benzodiazepin türevi uluslararası kontrol altına alınmıştır. Bunlar arasında en çok Flunitrazepam (Rohypnol-ROCHE), Clonazepam (Rivotril-ROCHE), diazem ve Klordiazepoksit suistimal edilmektedir.  <br />
 <br />
 <br />
Halusinojenler<br />
 <br />
Esrar<br />
hint keneviri bitkisinden elde edilir. Esrar, değişen oranlarda kenevir bitkisinin çiçek veren tomurcuklu tepelerinden, sap ve yapraklarından, toz, plaka ve sıvı şeklinde hazırlanır. Esrar aktif maddeleri dişi ve erkek bitkinin her tarafında en çok reçine, çiçek ve yapraklarda bulunur. Tohumda bulunmaz. Kenevir bitkisi yaklaşık 400 madde sentezler. Bunların %60&#8217;ı kannabinoid yapılıdır. Esrar tütüne ya da tömbekiye karıştırılarak sigara veya nargile şeklinde içilebilir. Bir esrar sigarası en etkili tütün sigarasından daha çok kansere neden olan aktif maddeler içerir. Bazen bal, reçel veya lokuma konularak yutulabilir. Sıvısı damara ya da deri altına enjekte edilebilir. Halusinasyonlar, afrodizyak, uyutucu ve ağrı kesici etkilere sahiptir.<br />
<br />
LSD (Lysergide)<br />
bilinen halusinojenik maddelerin en önemlilerinden biridir. Lysergic asitten sentezlenir. Lysergic asit çavdar mahmuzundan türeyen bir maddedir. Çavdar mahmuzu (ergot) bazı çimen, çayır ve ağaçlara musallat olan mantar veya küfün bir tipidir. LSD&#8217;nin 25 mg&#8217;dan daha azı görsel halusinasyonlar için yeterlidir. Kesme şeker, bisküvi, emici kağıtlara damlatılarak, etken olmayan ilaç katkı maddelerine emdirilerek boş jelatin kapsül içinde çeşitli boyut, şekil ve renklerde tabletler halinde pazarlanır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Uyarıcılar<br />
 <br />
Amfetaminler(Extasy)<br />
sentetik olarak elde edilirler. MSN üzerine uyarıcı etki yaparlar. Fiziksel performansı yükselttiğinden günümüzde sıklıkla başvurulan bir doping maddesidir. Etkileri kokaine benzer. En sık rastlanılan tipi fenitilin, metamfetamin veya amfetamin+kloramfenikol içerebilen &#8220;CAPTAGON&#8221; adı altında satılan tablet formlarıdır<br />
extacy kullanan bi arkadaşımın dediğine göre bu playboy tavşanının olduğu hap en çok kullanılan ve en tatlı olan hapmış<br />
<a href="http://imageshack.us" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://img518.imageshack.us/img518/5286/ext1wn2ow8.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
arkadaşlar buna kısaca larg deniyormuş hapcılar kendi aralarında böyle diyorlarmış<br />
<br />
<a href="http://imageshack.us" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://img72.imageshack.us/img72/8571/ext2wh1im4.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
bu pek tercih edilen bir tür değilmiş<br />
<a href="http://imageshack.us" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://img161.imageshack.us/img161/3350/ext3oo4fb1.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<br />
bu kalpli extacy yi ise kızlar daha çok tercih ediyorlarmış<br />
<a href="http://imageshack.us" rel="nofollow" target="_blank"><img src="http://img161.imageshack.us/img161/2756/ext4xj2sr8.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<br />
Kokain<br />
koka ağacının yapraklarından özütlenir. Koka ağacı Peru kökenli bodur bir bitkidir. 1000-3000 m yükseklikte yetişir. 3-5 cm uzunluktaki yaprakları yılda birkaç kez toplanır. Yaprakları %0.6-1.8 arasında kokain içerir. Güçlü bir uyarıcı olan kokain, ağız yoluyla, kamış ile buruna çekilerek ya da sigara ile içilebilir.<br />
 <br />
 <br />
Koklama Kimyasalları<br />
 <br />
Kimyasalların farklı bir gurubunu oluştururlar ve psikoaktif buharlar çıkarırlar. Bunlar modern uçak yapıştırıcıları, aerosoller, çakmak gazı ve kuru temizleme sıvısı yaygın kullanılan ürünlerdir. Bu kimyasallar MSN üzerine depresan etki yaparlar. Koklayanlar kalp, beyin hasarına uğrar ve özellikle halojenli solventlerin koklanması ölüm riski taşır. Koklama kimyasalları arasında en sık kullanılan ve karşılaşılan, çözücüsü toluen olan yapıştırıcılardır.<br />
 <br />
alıntıdır..</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Malibu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/beyaz-zehir-biraz-duyarli-olalim-t1898.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Paramızdaki Kadın!</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/paramizdaki-kadin-t1854.html</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 16:59:58 GMT</pubDate>
			<description>*FATMA Aliye Hanım...Yeni 50 liralıkların üzerinde onun resmi var. 
 
Tanıyan, bilen var mı? 
 
Birçok kişiye sordum. Hem de, iyi eğitim görmüş,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>FATMA Aliye Hanım...Yeni 50 liralıkların üzerinde onun resmi var.<br />
<br />
Tanıyan, bilen var mı?<br />
<br />
Birçok kişiye sordum. Hem de, iyi eğitim görmüş, toplumda önemli yerlere gelmiş kişilere... Bilemediler!<br />
<br />
Dostlara, &quot;Yeni basılan 50 liralıklara bakın&quot; dedim. Baktılar. 50 liralığın bir yüzünde Atatürk'ün, bir yüzünde de Fatma Aliye Hanım'ın resmi vardı.<br />
<br />
&quot;İşte tanıyın! Fatma Aliye Hanım bu... 1862 yılında doğmuş, 1936 yılında ölmüş... 6 tane roman yazmış... İlk kadın romancımız&quot; dedim.<br />
<br />
Unutulan, iz bırakmayan bir romancıdır Fatma Aliye...<br />
<br />
Millet, yeni 50 liralık banknotlar sayesinde Fatma Aliye Hanım'ı tanımış oldu!<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu hanım, Tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın iki kızından biridir. 13 yaşında tesettüre girmiş! 1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile birlikte, adını kullanmadan yazdığı &quot;Hayal ve Hakikat&quot; adlı ortak romandan başka kendi adıyla yazdığı 6 romanı daha var.<br />
<br />
Edebiyatla ilgilenen dostlar arasında bir mini anket yaptım. Fatma Aliye Hanım'ı okuyan da, adını duyan da çıkmadı. İz bırakan bir yazar değil çünkü...<br />
<br />
Peki, paralarımıza nasıl girdi bu hanım?<br />
<br />
Böyle değerli bir vatan evladını bugüne kadar nasıl da tanımadık, bilmedik, öğrenmedik?<br />
<br />
Aslında bu cahillikten kurtulmak için dinci gazeteleri okumak yeterli.<br />
<br />
Merkez Bankası Başkanı'na &quot;Çok mutlu olduk&quot; diye teşekkür mektubu yazacak kadar duygulananlar var!<br />
<br />
Neyse... Fatma Aliye'yi bundan sonra hepimiz tanıyacağız. Çünkü resmi ceplerimizden eksik olmayacak!<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Düşündüm de... Cumhuriyet döneminde yetişen bunca başarılı, çok değerli kadınlarımız varken Fatma Aliye Hanım da nereden çıktı?<br />
<br />
Bu hanımın yazdığı romanlar önemli olmadığı için adı sanı bugüne kadar duyulmamıştı.<br />
<br />
Peki, paralara nasıl girdi? Nasıl oldu da resmi Atatürk'le birlikte 50 liralıkların üzerine basıldı?<br />
<br />
Bunun nedeni onun romancılığı değil, dinciliği ve Atatürk devrimlerine karşı olmasıdır!<br />
<br />
Bugünlerde buna pek şaşırmamak lazım! İktidarda kimler var?<br />
<br />
&quot;Bütün laikleri şişe geçireceğini&quot; söyleyen birinin, bizzat Başbakan tarafından Başbakanlık Basın Sözcüsü yapıldığı bir dönemde, tabii ki buna da şaşırmamak gerekiyor!<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Fatma Aliye'yi inceleyen yazar Fatma K.Barbarosoğlu, onun hakkında &quot;Fatma Aliye: Uzak Ülke&quot; adında bir kitap yazmış...<br />
<br />
O kitapta, saltanatın ve hilafetin kaldırılmasını ve harf devrimini bir türlü kabul edemeyen Fatma Aliye'nin ülkemize yabancılaştığı, kendisini Türkiye'ye uzak hissettiği anlatılıyor.<br />
<br />
Atatürk'e ve cumhuriyet devrimlerine hep karşı olan Fatma Aliye, yıllar sonra resminin Atatürk'le birlikte aynı paranın üzerine basıldığını görebilseydi, kim bilir ne kadar şaşırırdı!<br />
<br />
Köktendinci kesim, Fatma Aliye'nin 50 liralığın üzerine basılan resmini hiç beğenmemiş!<br />
<br />
Sebebi, kadının başının açık olması...<br />
<br />
13 yaşında tesettüre giren Fatma Hanım, hayatı boyunca hep kapalı kalmış ama Merkez Bankası yetkilileri, laik çevreler tepki göstermesin diye resimde kadının başını açmışlar!<br />
<br />
Laik Türkiye'nin yöneticileri için ne büyük incelik böyle... Gözlerim yaşardı doğrusu!<br />
<br />
                                                                                                                                       Rahmi TURAN</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Malibu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/paramizdaki-kadin-t1854.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hayatla röportaj</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/hayatla-roportaj-t1776.html</link>
			<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 20:11:03 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Resim: http://C:\Documents and Settings\Administrator\Local Settings\Temporary Internet Files\Content.IE5\YA5VVPCO\ssssssssmy2[1].png  
 
 
Hayatla...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://C:\Documents and Settings\Administrator\Local Settings\Temporary Internet Files\Content.IE5\YA5VVPCO\ssssssssmy2[1].png" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
<font color="Green">Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.<br />
<br />
&#8220;Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?&#8221; diye sordu Hayat.<br />
<br />
&#8220;Zamanın var mı?&#8221; diye sordum.<br />
<br />
Gülümsedi.<br />
<br />
&#8220;Benim zamanım Sonsuzluk&#8221; dedi Hayat. &#8220;Ne sorular var yüreğinde?&#8221;<br />
<br />
&#8220;İnsanlarla ilgili en çok neye şaşıyorsun?&#8221; diye sordum.<br />
<br />
Hayat yanıt verdi.<br />
<br />
&#8220;Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili endişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar.&#8221;<br />
<br />
Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.<br />
<br />
Hayat yanıtladı.<br />
<br />
&#8220;Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularını nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim.&#8221;<br />
<br />
Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.<br />
<br />
&#8220;Söylediklerimi yüreğine kaydet&#8221; dedi. Söylediği cümleyi yüreğime kaydettim.<br />
<br />
&#8220;Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren&#8221;.<br />
<br />
Yüreğim kuş gibi hafiflemişti.<br />
<br />
&#8220;Son bir soru daha, Hayat&#8221; dedim. &#8220;Benden ne istiyorsun?&#8221;<br />
<br />
Bütün odayı beyaz bir ışık kapladı&#8230; ve Hayat yanıtladı.<br />
<br />
&#8220;Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil.&#8221;<br />
<br />
Hayat&#8217;ın içimde dışımda her yerde aktığını hissettim. Kendimizi sevdiğimiz kadar Hayat &#8216;ı sevebilirdik ancak. Ne daha az ne daha fazla.</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Déja</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/hayatla-roportaj-t1776.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bu saate dikkatli bakın çünkü...</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/bu-saate-dikkatli-bakin-cunku-t1772.html</link>
			<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 05:45:44 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[400 yıldır mühürlü bir mezardan çıkan 100 yıllık saat arkeologları şaşkına çevirdi. 
 
Bilim adamları, Güney Çin'deki Shangsi bölgesinde bulunan Ming...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="DarkOrchid">400 yıldır mühürlü bir mezardan çıkan 100 yıllık saat arkeologları şaşkına çevirdi.<br />
<br />
Bilim adamları, Güney Çin'deki Shangsi bölgesinde bulunan Ming Hanedanı'na ait mezarları, kapandığından beri ilk kez kendilerinin ziyaret ettiklerini düşünüyor <br />
<br />
Buna karşılık arkeologlar, mezarda 100 yıllık, yüzük şeklinde ve 'swiss/ İsviçre&quot; damgalı bir saat buldular.<br />
<br />
Üstü taşlar ve tozla kaplı gizemli saat bulunduğunda tam 10:06'da durmuştu. Ming Hanedanı döneminde saat henüz keşfedilmemiş ve İsviçre, henüz bir ülke olmamıştı.<br />
<br />
Arkeologlar, şaşırtıcı keşiflerini iki gazeteciyle birlikte filme aldılar.<br />
<br />
İşte tüm dünyayı şaşkına çeviren yüzük saat:</font><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.arkeo.org/images/stories/saat.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Déja</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/bu-saate-dikkatli-bakin-cunku-t1772.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ten muhteşem ders haberi]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/ataturkten-muhtesem-ders-haberi-t1767.html</link>
			<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 14:12:52 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Konu azınlıklar. İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Atatürk'ün huzuruna çıkıyor. Bu muhteşem anekdotu okuyun deriz! 
 
Bugünlerde "özür...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Konu azınlıklar. İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Atatürk'ün huzuruna çıkıyor. Bu muhteşem anekdotu okuyun deriz!<br />
<br />
Bugünlerde &quot;özür diliyoruz&quot; kampanyası ile Türkiye yine bir &quot;azınlık&quot; sendromu yaşamaya başladı. İşte bu dönemde Atatürk ile İnönü arasında yaşanan bir olay ders niteliğinde. Sabah'dan Yavuz Donat o anekdotu şöyle aktarıyor; <br />
<br />
Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş: <br />
- Hayırdır İsmet... Habersiz geldin. <br />
- Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz... Ne diyorsunuz? <br />
- İsmet bugün geç oldu... Yarın sabah erkenden gel, konuşalım. <br />
<br />
İnönü çıkınca Atatürk &quot;bütün görevlileri&quot; toplamış: <br />
- Sadece laleler kalsın... Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın... Derhal. <br />
İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin &quot;halini&quot; görmüş ve &quot;görevlilere&quot; sormuş: <br />
- Ne oldu böyle? <br />
- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük. <br />
Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş: <br />
- Paşam, bahçenin durumu nedir? <br />
- Azınlıkları söküp attım İsmet. <br />
İnönü &quot;anladım&quot; dercesine başını öne eğmiş: <br />
Atatürk: <br />
- İsmet, ben &quot;Ne Mutlu Türküm Diyene&quot; <br />
sözünü boş yere söylemedim... Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı... Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.<br />
&quot;Bunları&quot; dün bize Ateş Ünal Erzen anlattı. &quot;İnan Kıraç'tan dinledim&quot; dedi. Belediye Başkanı Erzen, Ermenilerin &quot;Sevgi Sofrası&quot; adını verdiği kutlamalarda bu &quot;olayı&quot; anlatmış. Dinleyenler ağlamaya başlamışlar.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Déja</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/ataturkten-muhtesem-ders-haberi-t1767.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÖSS'yi kazanamama stresi anoreksiya yaptı]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/ossyi-kazanamama-stresi-anoreksiya-yapti-t1765.html</link>
			<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 06:03:06 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*ÖSS'yi kazanamama stresi anoreksiya yaptı * 
 
 
Üç kere girdiği ÖSS'de başarılı olamayan genç kız, yemek yemeyi kesince 8 ayda tam 20 kilo...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>ÖSS'yi kazanamama stresi anoreksiya yaptı </b><br />
<br />
<br />
Üç kere girdiği ÖSS'de başarılı olamayan genç kız, yemek yemeyi kesince 8 ayda tam 20 kilo zayıfladı. 6 aylık bir tedavi sonucu ölümden döndü.. <br />
<br />
Henüz 19 yaşında olan İstanbullu K.O.'nun yaşadıkları, gençlere ibret olacak cinsten. İnsan kaynakları uzmanı bir baba, ev hanımı bir annenin iki çocuğundan biri olan K.O.'nun en büyük hayali üniversite sınavını kazanıp, tiyatro üzerine eğitim almaktı. Fakat üç defa girmesine rağmen sınavı kazanamadı. Aile baskısı ve başarısız olmanın verdiği stres, bir süre sonra bazı takıntılara dönüştü. Kendi ifadesiyle sevdiklerinden intikam almak için yemek yememeye, konuşmamaya ve yanlarında oturmamaya başladı. Önce akşam, ardından öğle yemeklerini kesti. 8 ayda 60 kilodan 40 kiloya kadar inen K.O., ayakta duramaz hale gelince ailesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Hülya Bingöl'e başvurdu. Psikiyatr ve diyetisyen eşliğinde 6 ay tedavi gören genç kız, yeniden kilo almaya başladı. Ölümün kıyısından dönen K.O. artık hiçbir sorunun kalmadığını, belirterek şunları anlattı: &quot;Acıkan ve yemek yiyenleri gördüğümde 'İnsan neden yemek yer ki?' diye kendi kendime soruyordum. Ailelere tavsiyem önce çocukları dinlemeyi öğrensinler.&quot; <br />
<br />
Yayın tarihi: 11 Ocak 2009, Pazar<br />
Web adresi: <a href="http://www.sabah.com.tr" rel="nofollow" target="_blank">http://www.sabah.com.tr</a>  (Bu arada link çalışıyor gazetede bir haber var Kapadokya dünyanın 7 harikasından biri olabilir diye bakmanızı tavsiye ediyorum bizimde yapabileceğimiz bişeyler var ;) )<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
şu eğitim sistemi hakkında söylenecek çok şey varda sayfalara sığmaz gözünüzü yormayayım arkadaşlar. Başımızdaki adamlar anca ergenekon, desinler kriz yok desinler, seçim listelerini  karıştırsınlar polemik yaratsınlar gözümüzün önünde tartışma programını neredeyse kahvehane kavgasına dönüştürsünler para kaçırsınlar pkk ya dur denecek deyip meclise soksunlar ondan sonra şehitlere laf edip aileleri mağdur etsnler yemin ederim haberleri izledikçe gazeteleri okudukça sinirlenmemek elde değil</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Déja</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/ossyi-kazanamama-stresi-anoreksiya-yapti-t1765.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fatİh Sultan Mehmet & İstanbul Fethİ Üzerİne]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/fatih-sultan-mehmet-istanbul-fethi-uzerine-t1753.html</link>
			<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 19:25:47 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[FATİH SULTAN MEHMED => 30 MART 1432 ANNESİ= HÜMA HATUN 
 
Fatih doğunca babası II. Murad&#8217;ta&#8217;&#8217; bir gül-i Muhammedi açtı&#8217;&#8217; demiş. 
 
İstanbul  29 mayıs...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>FATİH SULTAN MEHMED =&gt; 30 MART 1432 ANNESİ= HÜMA HATUN<br />
<br />
Fatih doğunca babası II. Murad&#8217;ta&#8217;&#8217; bir gül-i Muhammedi açtı&#8217;&#8217; demiş.<br />
<br />
İstanbul  29 mayıs 1453&#8217;te fethedildi<br />
<br />
Fatih&#8217;in karakteristik haline uyan ve en meşhur sözü :&#8217;&#8217;Sırrıma sakalımın bir telinin vakıf olduğunu bilsem yolar atarım.&#8217;&#8217;<br />
<br />
Fatih&#8217;in çevresindeki belli başlı şairler: Ahmed Paşa_Necati_Melihi_Aşki_Bursalı Mehdi_Şemsi_Ulvi_Zeynep Hatun_Hafti_Nizami<br />
<br />
Akşemseddin<br />
Molla Gürani<br />
Zağanos Paşa   Bu isimler Fatih&#8217;in hep yanında olan manevi destekçileri ve de Fatih&#8217;i okutanlardır.<br />
<br />
Bu dönemde fetihten önce Bizans&#8217;ta yani İstanbul&#8217;da bulunan Katolikler Ortodoksların işini bitirmeye çalışıyorlardı.<br />
<br />
<br />
Fatih&#8217;in ilim meclisindeki en önemli isimleri: Ali Kuşçu _Molla Gürani _Hocazade _Molla Hüsrev _Hızır Bey _Molla Fenari _Akşemseddin<br />
<br />
Fatih özellikle Aristo ve Stoik felsefe ile meşgul oldu.<br />
<br />
Fatih İstanbul'u feth ettiği sıralar=&#8216;&#8217;Konstantinopolis&#8217;te kardinal külahı görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim.&#8217;&#8217;<br />
                                                                                                            GRANDÜK NOTORAS<br />
<br />
<br />
İstanbul&#8217;un ilk valisi=HIZIR ÇELEBİ<br />
<br />
İstanbul&#8217;un yedi tepesi = Sarayburnu Tepesi<br />
                                           Nuru Osmaniye Tepesi<br />
                                           Beyazıt Tepesi <br />
                                           Fatih Tepesi<br />
                                           Sultan Selim Tepesi <br />
                                           Edirnekapı Tepesi<br />
                                           Davut Paşa Tepesi<br />
<br />
Fatih 50 yaşında 29 Nisan 1481 günü 31 yıllık saltanatı bırakarak vefat etti.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Déja</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/fatih-sultan-mehmet-istanbul-fethi-uzerine-t1753.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>3d Mekanlar</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/3d-mekanlar-t1733.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2009 20:26:23 GMT</pubDate>
			<description>http:///www.3dmekanlar.com/#ISTANBUL_Ayasofya 
 
gerçekten çok güzel</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http:///www.3dmekanlar.com/#ISTANBUL_Ayasofya" rel="nofollow" target="_blank">http:///www.3dmekanlar.com/#ISTANBUL_Ayasofya</a><br />
<br />
gerçekten çok güzel</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Déja</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/3d-mekanlar-t1733.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/dunyada-degismesi-gereken-50-gercek-t1728.html</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 18:54:38 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise &quot;Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek&quot; adını verdiği bir kitapta toplamış.<br />
<br />
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor.<br />
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.<br />
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip.<br />
4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.<br />
5- Brezilya'daki Avon (kozmetik temsilcisi) kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.<br />
6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.<br />
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip.<br />
8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla.<br />
9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak, 9'unda ise cezası ölüm.<br />
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor.<br />
11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor.<br />
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.<br />
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.<br />
14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.<br />
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.<br />
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.<br />
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.<br />
18- 15 yaşındaki İngilizler'in yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor.<br />
19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre üyesi için 125 kişi çalışıyor.<br />
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.<br />
21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı.<br />
22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla.<br />
23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.<br />
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.<br />
25- Amerikalılar'ın üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.<br />
26- 150'den fazla ülkede işkence var.<br />
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor.<br />
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.<br />
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.<br />
30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir.<br />
31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.<br />
32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.<br />
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor.<br />
34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.<br />
35- Her yıl 10 dil ölüyor.<br />
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.<br />
37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.<br />
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.<br />
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.<br />
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.<br />
41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.<br />
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.<br />
43- ABD, &quot;haydut devlet&quot; diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor.<br />
44- Dünyada 27 milyon köle var.<br />
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.<br />
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.<br />
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.<br />
48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.<br />
49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.<br />
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla. </b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Malibu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/dunyada-degismesi-gereken-50-gercek-t1728.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nuh'un Gemisi - KesinLikLe Okuyunuz..]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/nuhun-gemisi-kesinlikle-okuyunuz-t1476.html</link>
			<pubDate>Thu, 11 Sep 2008 03:03:45 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*NUH'UN GEMİSİ 
Ünlü bir yönetici, "bilmem gereken her şeyi, Nuh'un Gemisi'nden öğrendim," diyor. Nelermiş öğrendikleri? 
 
BİR: Doğru gemiyi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>NUH'UN GEMİSİ<br />
Ünlü bir yönetici, &quot;bilmem gereken her şeyi, Nuh'un Gemisi'nden öğrendim,&quot; diyor. Nelermiş öğrendikleri?<br />
<br />
BİR: Doğru gemiyi kaçırma.<br />
<br />
İKİ: Hepimizin aynı gemide olduğunu unutma.<br />
<br />
ÜÇ: Vakit gelip çatmadan planını yap. Hz. Nuh, gemisini inşa ederken yağmur yağmıyordu!<br />
<br />
DÖRT: Kendine hep iyi bak ve büyük günü bekle. Altmışına merdiven dayadığında bile, gerçekten büyük bir iş yapman için önün açılabilir.<br />
<br />
BEŞ: Eleştirileri dinle, eleştirenlere kulak asma; yapılması gerekeni yapmaya devam et.<br />
<br />
ALTI: Geleceğini zirveler üzerine kur; dalgalar sana ulaşamasın.<br />
<br />
YEDİ: Ne olur ne olmaz, eşinle yola çık.<br />
<br />
SEKİZ: Hız her zaman kazandırmaz. Yılanlar da gemideydi, çıtalar da.<br />
<br />
DOKUZ: Üzerinde aşırı baskı hissettiğinde, bir süre boşlukta yüz.<br />
<br />
ON: Titanik'in profesyoneller, geminin ise amatörler tarafından yapıldığını<br />
unutma.<br />
<br />
ONBİR: Fırtınanın gücü ne olursa olsun, eğer Allah&#8217;ın safındaysan, seni bekleyen bir gökkuşağı mutlaka vardır. <br />
 <br />
      <br />
</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Riyazat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/nuhun-gemisi-kesinlikle-okuyunuz-t1476.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>BunLari BiLiyormusunuz ?</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/bunlari-biliyormusunuz-t1468.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 12:54:21 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Kahire'de bulunan Keops piramidinin 12 ton ağırlığında iki buçuk  
milyon bloktan oluştuğunu, Günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının  
664...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Kahire'de bulunan Keops piramidinin 12 ton ağırlığında iki buçuk <br />
milyon bloktan oluştuğunu, Günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının <br />
664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve <br />
denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık <br />
merkezinin tam ortasında bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 m.) bir milyarla <br />
çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığı verdiğini, Taban alanının,<br />
yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini, Biliyor muydunuz?<br />
<br />
Piramitlerin içerisinde ultrasound, radar, sonar gibi cihazları çalışmadığını, Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, Piramidin içerisinde sütün bir kaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, Çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştıklarını, Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,<br />
<br />
Piramidin içinin yazın soğuk, kisin sıcak olduğunu, Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, Biliyor muydunuz?<br />
</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Riyazat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/bunlari-biliyormusunuz-t1468.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>tuvaletteki ger.zekalı</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/tuvaletteki-ger-zekali-t1422.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 15:22:10 GMT</pubDate>
			<description>COK UZUN SURE ARABA KULLANDIKTAN SONRA KUCUK BIR KASABADA IHTIYAC MOLASI 
VERMISTIM. SIRIN SEVECEN BIRYERE BENZIYORDU DINLENME TESISININ TUVALETINE ...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>COK UZUN SURE ARABA KULLANDIKTAN SONRA KUCUK BIR KASABADA IHTIYAC MOLASI<br />
VERMISTIM. SIRIN SEVECEN BIRYERE BENZIYORDU DINLENME TESISININ TUVALETINE <br />
GIRDIM. TUM TUVALETLER DOLU GIBI GORUNUYORDU SONUNDA SONLARA DOGRU BIR <br />
TUVALET BULUP OTURMUSTUM TAM KEYIFLE TUVALETIMI YAPACAKKEN YAN TUVALETTEN <br />
SELAM NABER DIYE BIR SES DUYDUM. TUVALETTE BOYLE KONUSMALARIN OLMAYACAGINI <br />
DUSUNURKEN BIRDEN BIRE AGZIMDAN IYILIK SENDEN NABER LAFI CIKIVERMISTI BILE. <br />
YANDAKI SES E NELER YAPIYOSUN DEDI BENDE DOGUYA DOGRU GIDIYORUM DEDIM BIRAZ <br />
SASKINDIM BU TUHAF DIyALOGTAN DOLAYI  TAKİ YANDAKI ADAMIN;<br />
<br />
&quot; ASKIM BEN TELEFONU KAPATIYORUM YAN TUVALETTEKI GERI ZKALI BENIM SANA <br />
SORDUKLARIMA CEVAP VERIYOR&quot; DEDIGINI DUYANA KADAR .....         [alıntıdır]<br />
<br />
:D:D</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>çidem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/tuvaletteki-ger-zekali-t1422.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>tuhaf bi ölüm..</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/tuhaf-bi-olum-t1418.html</link>
			<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 21:43:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[1998'de bir Fransız oldukça karmaşık bi intihar girişiminde bulundu.  
Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>1998'de bir Fransız oldukça karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. <br />
Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip <br />
bağladı, ipi de büyük bir kayaya bağladı. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ateş etti! <br />
Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, <br />
böylece adam suya düştügünde asılı kalmadı. <br />
Soguk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı <br />
aynı zamanda onu şoka sokarak yuttugu zehri kusmasını sagladı. <br />
Sudan bi balıkçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam <br />
orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi) den dolayı öldü...</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>çidem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/tuhaf-bi-olum-t1418.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>aşk duası =)</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/ask-duasi-t1417.html</link>
			<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 21:40:49 GMT</pubDate>
			<description>Aşk Duası 
 
Rabbim 
Bir insan koy kalbime 
Ama o insan senin de  
sevdigin olsun 
 
Ve bana öyle bir insan sevdir ki  
O insanin kalbi Seninle...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Aşk Duası<br />
<br />
Rabbim<br />
Bir insan koy kalbime<br />
Ama o insan senin de <br />
sevdigin olsun<br />
<br />
Ve bana öyle bir insan sevdir ki <br />
O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.<br />
Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce<br />
Onunla bulusmus olan sen olasin <br />
<br />
 Onunla el ele tutustugumuzda <br />
Ikimizin uzerinde Senin elin olsun <br />
<br />
Bana öyle gözler göster ki <br />
Ben o gözlerden sana bakayim<br />
<br />
Bana öyle bir sevgili ver ki<br />
O gözler cennete acilan iki pencere olsun<br />
<br />
Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki<br />
Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim <br />
<br />
 Oyle bir sevgili verki bana <br />
Ona sarildigimda kainat bize baksin <br />
Birbirine sarilsin<br />
<br />
Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin<br />
Bize bakip seytan Adem'e secde etsin <br />
Günah sevap ugruna kendini feda etsin <br />
Olüler birer birer uyansin sevgimizle<br />
<br />
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!<br />
Sevgimizde Muhammed sevilsin <br />
<br />
Oyle sevelimki birbirimizi<br />
Hz. Hatice göklerden bize seslensin<br />
Ve desin ki<br />
<br />
&quot;Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayiz.<br />
<br />
Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..<br />
Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor..</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>çidem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/ask-duasi-t1417.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>C@$H FLOW - af yoktur batı yakasında</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/c-sh-flow-af-yoktur-bati-yakasinda-t1410.html</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 01:54:53 GMT</pubDate>
			<description>VOLKAN 
yanmayan ışıkların ürpertisi altında tek varlık bende burada 
patron biz kapıların ardında sessiz ve yok olan siz 
kaybedilen her dar alanda...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>VOLKAN<br />
yanmayan ışıkların ürpertisi altında tek varlık bende burada<br />
patron biz kapıların ardında sessiz ve yok olan siz<br />
kaybedilen her dar alanda önümüzde yoktu kalmadı kimse<br />
koştuk zafere coşku içinde kuşku içinde kıvrandınız hep<br />
durdunuz çünkü sondunuz korktunuz siz yoktunuz<br />
ama beni kendimden geçiren tek insanları rap yöneten hep<br />
her parlak ışığın altında ilerleyen gibi gerileyen de var<br />
dünya kocaman bir duvara benzer kimisi atlar üstünden<br />
kimisi de hep kabybeder ve belki de derbeder olmak tek emel<br />
kimileri bizleri fark etmeli biz deriz belki de 1 numara<br />
anlaşıcaz biz konuşunca,paslaşıcaz bir gol atınca<br />
açtım beatleri gaza geldim ve yılanı şu elden ele verdim de<br />
<br />
NAKARAT<br />
gölgelerin gücü adına destursuz bizim adımızı sakın anma<br />
af yoktur batı yasasında mal çoktur sizin aranızda<br />
gölgelerin gücü adına destursuz bizim adımızı sakın anma<br />
verdim şırıngada backi damarıma intifak etti işlemedi kanımıza<br />
<br />
ÇAĞDAŞ<br />
sus sakın atlama sakin olun bu rap altılı bulur da hakim olur<br />
ama kopya alırsan katil olur gideceğimiz tek yer karakoldur<br />
arkadan vuran kalleş boldur ama onlara kalsa yalan bi yoldur<br />
arabanın içini kızlarla doldur git şarampole yuvarlan it<br />
izmir beat pazarında üsteleme feat yapmak için sen elit ol<br />
bizde numara bol rahat ol kendini kasma önce arkana yaslan<br />
siz fare biz aslan dar alanda kısa paslarla hedefe ulaştık<br />
savaş bayrağını açtık yavaşça yaklaştık ve de yaktık<br />
gecenin bir yarısı kendimizi sokaklara attık<br />
sağımıza baktık ekip arabaları solumuza baktık site yalakaları<br />
bu adamların anaları avratları satılık bornova dan<br />
itinayla gambazcılık yapılır diye yönetici olma<br />
vastiz vurdu mu lan saçını başını yolma<br />
<br />
NAKARAT<br />
gölgelerin gücü adına destursuz bizim adımızı sakın anma<br />
af yoktur batı yasasında mal çoktur sizin aranızda<br />
gölgelerin gücü adına destursuz bizim adımızı sakın anma<br />
verdim şırıngada backi damarıma intifak etti işlemedi kanımıza</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>poyraz35</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/c-sh-flow-af-yoktur-bati-yakasinda-t1410.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Araf Yaren veda</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/araf-yaren-veda-t1405.html</link>
			<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 19:39:47 GMT</pubDate>
			<description>öncelikle selamlar, 
 
bu yazıyı yazmadaki amacım, veda etmek, 
2001 yılında çankırıya geldim, 8. sınıfı ve liseyi çankırda okudum, gerçek...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>öncelikle selamlar,<br />
<br />
bu yazıyı yazmadaki amacım, veda etmek,<br />
2001 yılında çankırıya geldim, 8. sınıfı ve liseyi çankırda okudum, gerçek dostlukları Çankırıda edindim,2 sene önce istanbula geri döndüm ve 2 senedir gidip geliyordum. <br />
<br />
ama çankırı hikayem bitiyor, ailem ankaraya taşınıyor, sadece tatillerde geldiğim çankırıya artık gelebilmem çok zor, bu 7 sene içinde yaşanan her türlü tatlı tatsız olay hafızamdan hiçbi zaman silinmiyecek ve Çankırının bende ayrı bi yeri olacak, şimdi veda etmek üzüyor aslında :( ama elden gelen bişey yok, herkese arkadaşlklarndan ve desteğinden dolayı teşekkür ederim, <br />
allaha emanet olun</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>arafyaren</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/araf-yaren-veda-t1405.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Şiddetle Kınıyoruz</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/siddetle-kiniyoruz-t1236.html</link>
			<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 06:41:22 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturunca,bürokratları çağırmış ve "Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturunca,bürokratları çağırmış ve &quot;Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın&quot; demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Bakmış,içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış <br />
önce ve &quot;Bu ne?&quot; der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş. <br />
&quot;Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu farketmişler. <br />
<br />
İNGİLİZ, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş. <br />
<br />
İSVEÇLİ, aynı bardakta yeni bir kola istemiş . <br />
<br />
FİNLANDİYALI, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş . <br />
<br />
RUS , kolayı sinekle birlikte içmiş . <br />
<br />
ÇİNLİ, sineği yemiş, kolayı içmemiş . <br />
<br />
YAHUDİ, sineği yakalayıp Çinli'ye satmış . <br />
<br />
JAPON, değerlendirilmek üzere, sineği Tokyo'ya göndermiş. <br />
<br />
YUNANLI, kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş. <br />
<br />
NORVEÇLİ, kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış . <br />
<br />
İRLANDALI, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiş. <br />
<br />
AMERİKALI, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti, özür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiş. <br />
<br />
Bakan , bıyık altından gülerek rapordan hoşlandığını belirtmiş. &quot;İyi, güzel de, bu turist <br />
grubunun içinde bizden biri yok muymuş?&quot; diye sormadan edememiş. &quot;Varmış efendim&quot; diye <br />
cevaplandırmışlar. Bakan devam etmiş, &quot;Peki, o zaman, O ne yapmış?&quot;. Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en tecrübeli olanı, bir adım öne çıkıp, <br />
cevap vermiş , <br />
<br />
<font color="Red">&quot;TÜRK, olayı şiddetle kınamis.</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#931;&#928;İG&#924;&#916;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/siddetle-kiniyoruz-t1236.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>ÖpÜcÜk</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/opucuk-t1102.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 13:23:31 GMT</pubDate>
			<description>*Ekonomistler der ki:  
ÖPÜCÜK, talebin her zaman için arzdan fazla olduğu bir alışveriştir...  
 
Muhasebeciler der ki:  
ÖPÜCÜK, geri dönüşüm...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Ekonomistler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, talebin her zaman için arzdan fazla olduğu bir alışveriştir... <br />
<br />
Muhasebeciler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, geri dönüşüm sağladığı için kar oranı yüksek bir tür kredidir.. <br />
<br />
Matematikçiler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, sonsuzluktur çünkü burada 2 nin böleni yoktur. <br />
<br />
Geometriciler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, iki dudak arasındaki en kısa mesafedir <br />
<br />
Fizikciler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, kalbin yoğunlaşması sonucu iki dudağın birbirine yapışmasıdır. <br />
<br />
Kimyacilar der ki: <br />
ÖPÜCÜK, iki kalbin birleşmesi sonucu ortaya çıkan reaksiyondur. <br />
<br />
Biyoloji profesorleri der ki: <br />
ÖPÜCÜK, aşk ve heyecan taşıyan bakterilerin tükürük yoluyla agızzdan agıza geçmesidir. <br />
<br />
Fizyoloji profesorleri der ki: <br />
ÖPÜCÜK, insan vücüdundan 2 adalenin heyecanla birbirine degerek <br />
kasılmalarıdır. <br />
<br />
Disçiler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, hem bulaşıcı hem de antiseptiktir. <br />
<br />
Istatistikciler der ki: <br />
ÖPÜCÜK, 90-60-90 ölçülerindeki artma ya da azalmaya bağlı olarak <br />
değişiklik gösterebilen bir olgudur <br />
<br />
Filozoflar der ki: <br />
ÖPÜCÜK, çocuklar için oyun, gençler için zevk, yaşlılar için güvendir. <br />
<br />
Dilbilgisi öğretmenleri der ki: <br />
ÖPÜCÜK, tekil gibi görünen ama çoğul olan, cins isim gibi görünen ama <br />
özel olan, ve her cümlede bir anlam ifade eden kelimedir... <br />
<br />
Mimarlar der ki: <br />
ÖPÜCÜK, iki dinamik nesnenin arasında sağlam bir köprü oluşturan değerdir. <br />
<br />
Ve Bilgisayar Bilimcileri der ki: <br />
ÖPÜCÜK, bazen iki sistemin iletişimini hızlandıran önemli bir sistem dosyası, bazen de bütün sisteminizi altust eden bir virüstür... </b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>By_KuLFeT</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/opucuk-t1102.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Nargile</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/nargile-t864.html</link>
			<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 21:57:00 GMT</pubDate>
			<description>aramızda sevenler varmı? 
ne süredir kullanıyorsunuz? 
herhangi bir zararını hissettinizmi? 
kendi kültürümüz olarak görüyormusunuz? 
 
 
NARGİLENİN...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>aramızda sevenler varmı?<br />
ne süredir kullanıyorsunuz?<br />
herhangi bir zararını hissettinizmi?<br />
kendi kültürümüz olarak görüyormusunuz?<br />
<br />
<br />
NARGİLENİN TANIMI:Nargile, Asya'ya özgü geleneksel bir tütün içme aracıdır. Kullanıcının bir hortum aracılığıyla sudan geçerek süzülen dumanı içine çekmesini sağlayan bir düzenek olan nargile, içim şekli ve adabı, yüzlerce yılda oluşmuş kullanım geleneği ile basit bir aletten fazlasını ifade etmekte olup, doğu kültürünün bir parçası haline gelmiştir<br />
<br />
TARİHÇESİ<br />
 <br />
Nargile doğu kültürünün bir öğesi olmakta ile birlikte doğuş yerinin Hindistan olduğu zannedilmektedir. Çok farklı kültürlerinin farklı adlandırdıkları bu keyif aracı Araplar tarafından Narcile, İranlılar tarafından da Kalyan diye adlandırılıyor. Asıl nargilenin kökeni ise Farsça&#8217;da Hindistan cevizi anlamına gelen Nargilden geliyor. Hindistan&#8217;da ortaya çıkan nargilenin ilk örnekleri Hindistan cevizinin içinin çıkarılıp kabuğuna bir kamış sokularak yapılmış. Zamanla Hindistan cevizi yerine kabak kullanılmaya başlanmış. Kullananların sayısı arttıkça porselen ve bronz da nargile için elverişli malzemeler haline gelmiş. Bunları cam, billur, çini hatta gümüş gövdeli nargileler izledi. Hindistan&#8217;da doğan nargile, başta İranlılar olmak üzere Araplar, daha sonra da Türk insanı ile tanışmış.<br />
<br />
Türk insanının nargile ile tanışması aslında Osmanlı dönemine rastlıyor. O dönemde İran&#8217;dan getirilen ve zamanın kahvehanelerinde muhabbetlere eşlik eden tömbeki padişahlar döneminde yasaklanmıştı. Nargile de uzun zaman İstanbul Tophane&#8217;de , İzmir Kemeraltı&#8217;nda ve Ankara Gençlik Parkı'nda tömbeki olarak sunulmaya başlanmış. Bu nostaljik mekanların müdavimlerini ise genellikle orta yaşın üstündeki insanlar oluşturuyordu. Daha sonraki, yani yakın dönemlerdeki aromalı nargilelerin hayatımıza girmesi ile daha hafif bir içecek haline gelen nargile genç kitle tarafından da tercih edilmeye başlandı. <br />
<br />
NARGİLE için yapılan yorum...<br />
1)  nargile dumanının analiz edildiği bir çalışmada; bir nargile içimi sırasında 3 gram tütün ve 5 gram kömür yakıldığı, toplam 2.25 miligram nikotin ve   242 miligram partiküler madde alındığının belirlendiğini bildirdi.  Hacettepe Üniversitesi (H.Ü) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sigara Ulusal Komitesi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Bilir nargile içimi sonucunda alınan nikotin miktarının, 50 adet sigara içilmesiyle alınan nikotin miktarına eşit olduğunu kaydetti<br />
<br />
<br />
hiç denemedim.anti duman=)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/nargile-t864.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>pirinç almayın</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/pirinc-almayin-t852.html</link>
			<pubDate>Sat, 26 Apr 2008 11:21:04 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Pirinc aLmayın 
 
Ve, ulusal bilinç uyanıyor...  
 
"Pirinç almayın!" 
 
Yeni kampanyamız bu. 
 
*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Pirinc aLmayın<br />
<br />
Ve, ulusal bilinç uyanıyor... <br />
<br />
&quot;Pirinç almayın!&quot;<br />
<br />
Yeni kampanyamız bu.<br />
<br />
*<br />
<br />
Peki ne alalım?<br />
<br />
*<br />
<br />
Buğdayı ABD&#8217;den getiriyoruz.<br />
<br />
Mercimeği Kanada&#8217;dan...<br />
<br />
Mısırı Arjantin&#8217;den getiriyoruz.<br />
<br />
Susamı Sudan&#8217;dan...<br />
<br />
Arpayı Ukrayna&#8217;dan.<br />
<br />
Baklayı İtalya&#8217;dan.<br />
<br />
Sarmısağı Çin&#8217;den.<br />
<br />
Anadolu&#8217;da gezerken çekirdeğini yanlışlıkla elinden düşür, ayçiçeği fışkırır... <br />
<br />
Rusya&#8217;dan getiriyoruz.<br />
<br />
Pamuk Yunanistan&#8217;dan.<br />
<br />
Elma Şili&#8217;den.<br />
<br />
Portakal Brezilya&#8217;dan.<br />
<br />
Muz Panama&#8217;dan.<br />
<br />
Vişne Almanya&#8217;dan.<br />
<br />
Ceviz Çin&#8217;den.<br />
<br />
Hesapta milli yemeğimiz...<br />
<br />
Fasulye İran&#8217;dan.<br />
<br />
Barbunya ABD&#8217;den.<br />
<br />
Soya Arjantin&#8217;den.<br />
<br />
Pirinç Avustralya&#8217;dan.<br />
<br />
Nohut Meksika&#8217;dan.<br />
<br />
En cüzel çay?<br />
<br />
İngiltere&#8217;den.<br />
<br />
İneklere yem olarak döktüğümüz kepeği bile utanmadan ABD&#8217;den getiriyoruz...<br />
<br />
İnekler Hollanda&#8217;dan.<br />
<br />
*<br />
<br />
Kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi memleketim... Memleketimi IMF&#8217;ye satan arkadaşlar sayesinde, bugün, Mali, Kamerun, Peru, Suriye, Ekvador, Mısır, Hindistan, Burkina Faso&#8217;nun da aralarında bulunduğu 103 ülkeden ithalat yapıyor, karnını doyurabilmek için.<br />
<br />
*<br />
<br />
ÖSS&#8217;ye giren arkadaşlarımızın, Allah zihin açıklığı versin diye yuttuğu 3 adet okunmuş pirinç tanesi bile, ithal... Sen hangi ulusal bilinçten bahsediyorsun?</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#931;&#928;İG&#924;&#916;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/pirinc-almayin-t852.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkçe Yasası'na Destek]]></title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/turkce-yasasina-destek-t784.html</link>
			<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 19:01:28 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Tasarının adı: Türkçe Yasası'na Destek 
 
Tasarının amacı: 
 
Mecliste bekletilmekte olan Türkçe Yasası'nın çıkartılmasına yönelik,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="Red">Tasarının adı</font>: Türkçe Yasası'na Destek<br />
<br />
<font color="Red">Tasarının amacı:</font><br />
<br />
Mecliste bekletilmekte olan Türkçe Yasası'nın çıkartılmasına yönelik, milletvekillerimize destek amacı ile kamuoyu oluşturmak.<br />
Yasanın çıkması ile birlikte; yabancı dille eğitim, tabelalarda yabancı sözcük kullanımı, ticarî ürünlere yabancı ad verme gibi Türkçemizi bozan eylemleri engelleyecek yasal güvenceyi sağlamak.<br />
<br />
<font color="Red">Tasarının söylemi:</font><br />
<br />
Türkçe Yasası'na evet diyen, milletinin geleceğini garanti altına alır.<br />
<font color="Red"><br />
Hedefler:</font><br />
<br />
* Türkçe Yasası'na destek amacıyla kamuoyu oluşturma adına e-imza çalışmasını başlatmak<br />
* Mecliste konu ile ilgili lobi faaliyeti yürütmek<br />
* Türkçe Yasası'na destek amacıyla halktan imza toplamak<br />
* Çalışmalarımız sonrasında mecliste kurulacak olası bir komisyona ziyaret düzenleyip destekte bulunmak<br />
<br />
<font color="Red">Ayrıntılar:</font><br />
<br />
Türkçe yasasının kabulünden sonra:<br />
<br />
* Levha, tabela ve ürünlerde öncelikle Türkçe kullanılacak.<br />
* Türkçe dışı dil kullananlar reklâm vergisini 4 kat daha fazla ödeyecek.<br />
* İlan, reklâm ve tanıtım öncelikle Türkçe yapılacak.<br />
* Türkçe adlarımızla dünya pazarlarına açılacağız.<br />
* Ticarî kuruluşların ad ve unvanları, mal, ürün ve hizmet adlarıyla kısaltmaları Türkçe olacak.<br />
* Toplu iş sözleşmelerinde yabancı kelimelere yer verilmeyecek.<br />
* Radyo ve televizyonda sunuculuk yapanlar Sunuculuk Belgesi Kurulu'ndan belge almak zorunda kalacak.<br />
<br />
Bizler bu yasa tekliflerini desteklemekle birlikte bu yasaların, Türkçemizin iç ve dış etkilerden korunmasını, bir bilim dili olarak dünya dilleri arasında ilk sırayı almasını ve Türk Dünyası'nda kültürel birlikteliğin sağlanmasında temel unsur olan dil birliğini sağlaması için yeterli içeriğe sahip olmadığına inanıyoruz. Bu yüzden bu yasa tekliflerinin, çok daha kapsamlı bir Türkçe Yasası'nın sadece bir kaç bölümünü oluşturabileceği görüşündeyiz. İçeriğin genişletilmesi konusunda milletvekillerimizi, TDK'yi, sadece Türkçe üzerine faaliyet gösteren Türkcan, Dil Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarını ve lise - üniversitelerdeki Türkçe topluluklarını duyarlılığa çağırıyoruz<br />
(alıntıdır)<br />
  destek verelim arkadaşlar lütfen...<br />
vatanı işgalinin bir türü de dili yozlaştırmaktır <br />
<a href="http://www.vatanbir.org/imza/imzala.html" rel="nofollow" target="_blank">http://www.vatanbir.org/imza/imzala.html</a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/turkce-yasasina-destek-t784.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sarıkamış Faciası</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/sarikamis-faciasi-t781.html</link>
			<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 18:37:20 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[bölüm 1 
http://www.youtube.com/watch?v=0Szc5NrFi_c 
bölüm 2 
http://www.youtube.com/watch?v=4pNZEG2o16M&mode=related&search= 
bölüm 3...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>bölüm 1<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=0Szc5NrFi_c" rel="nofollow" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=0Szc5NrFi_c</a><br />
bölüm 2<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=4pNZEG2o16M&amp;mode=related&amp;search=" rel="nofollow" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=4pNZE...elated&amp;search=</a><br />
bölüm 3<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=_dM4CbHNDy0&amp;mode=related&amp;search=" rel="nofollow" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=_dM4C...elated&amp;search=</a><br />
<br />
<font color="Red">SARIKAMIS'I BILIR MISINIZ?</font><br />
<br />
Tarihimiz ihtisamli zaferler kadar facialarla da dolu. Zaferlerimizle övündügümüz kadar, yasadigimiz hezimetlerden de dersler çikarmak zorundayiz. Bunu yapmadigimiz sürece tarih bizim için ne ölçüde anlamli olabilir?<br />
<br />
Facialardan söz ederken, Sarikamis&#8217;i özellikle dikkate almamiz gerekir. Orada, hiç de uzak olmayan bir zamanda 100.000&#8217;e yakin yigidimizi karlara gömdük. Üstelik tek kursun atamadan... Üstelik sadece bir hayalperestin kisisel ihtirasi ugruna...<br />
<br />
Ihtiras... Bu kavrami iyi düsünmeliyiz. Kimi kendi ebediyyetini bu atesle yakip kül ederken, kimileri de koca memleketi harabeye döndürebiliyor.<br />
<br />
Almanlar, Türkiye&#8217;ye giden trenlerin üzerine &#8220;Enverland&#8217;a (Enver&#8217;in Ülkesi&#8217;ne) gider&#8221; yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa&#8217;nin su ifadelerine bakin: &#8220;Beni Napolyon&#8217;a benzetmislerdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.&#8221;<br />
<br />
Tarih, 16 Aralik 1914. Soguk bir kis günü. Talebesi ögretmenini azarlamaktadir: &#8220;Hatali davrandiniz! Basarili olamadiniz! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Simdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarikamis&#8217;ta yok edeceksiniz!&#8221;<br />
<br />
Cephelerin ve harp okulunun emektar komutani Hasan Izzet Pasa, küstahlasan ögrencisine pervasizca cevap verir: &#8220;Olmaz! Havalari görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakis baslamistir. Bu sartlar altinda, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüsebilir. Kis siddetini kaybetsin, yollar açilsin, düsmana haddini bildiririz.&#8221;<br />
<br />
Her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki Enver Pasa, asabileserek su tehdidi savurur: &#8220;Eger hocam olmasaydiniz, sizi idam ettirirdim!&#8221; <br />
<br />
<font color="Red">Bir facianin esiginde, Hasan Izzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir</font><br />
<font color="Red">Çöl atesinden Köprüköy ayazina</font><br />
<br />
Çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe &#8220;Sarikamis Faciasi&#8221; olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî tipinin ortasina sürülürler. O günlere sahit olan bir askerin mektubu, facianin küçük bir boyutunu günümüze söyle tasir:<br />
<br />
&#8220;Bu yaz, iki alayimizla Yemen&#8217;den buraya naklonulduk. Yola koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, Arabistan&#8217;in cehennemî sicagi Köprüköy&#8217;deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. Burada çadirin perdesi buza kesmis oglak kulagi gibi kirilmakta ve kopmakta. Bölük kumandanim, beni sihhiyeye nakletmis ise de, tabip ve ilaç yoklugundan çaresiz kalip tekraren takimima döndüm. Aksam yaklasinca Köprüköy&#8217;e civar daglardan tipi bosanir. Kumandanimiz, gelecek cuma Baskumandan Enver Pasa Hazretleri&#8217;nin teftis ve hücum için gelecegini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve Yemen yazliklarini atacagimizi müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Baskumamandan Pasa Hazretleri&#8217;nin gelmesi ile, Moskof&#8217;un kahrolacagindan ve kâfirin, karsimizdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocakli ve mutfakli karargâhlarini ele geçirecegimizden subaylarimiz çok emin. Safak söktügünde 2059 rakimli Kizkulagi Tepesi&#8217;nden Moskof obüs yagdirir ama sükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastirdiginda, tepelerdeki Moskof ocaklarinin atesi gözlerimizdeki ayazi tandir közüne tebdil eyler. Baskumandan Pasa Hazretleri acele gelse ki, atese kavussak...&#8221;<br />
<br />
Igdirli Ali Çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazip Istanbul&#8217;dan gelecek olan kislik giysileri beklerken, Karadeniz&#8217;de baska bir facia yasaniyordu. Ruslar Osmanli ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. Bu durumu askere bildirmeyen Enver Pasa, ihtiraslarina maglup olarak bütün birliklere su mesaji çeker: <br />
<br />
&#8220;Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. Lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. Yakin zamanda Kafkasya&#8217;ya girecegiz. Orada her türlü nimete kavusacaksiniz. Islâm Alemi&#8217;nin bütün ümidi sizsiniz.&#8221;<br />
<br />
Böylece &#8220;Turan Fatihi&#8221;, &#8220;Sarikamis Fatihi&#8221; olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür.<br />
<br />
&#8216;<font color="Red">Üç beyinsizin ugruna üç milyon halk&#8217;<br />
<br />
Koca bir cihan devleti olan Osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti?</font><br />
Sultan Abdülhamid Han&#8217;in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan uzaklastiran Ittihatçilar, 1914 yazinda Avrupa&#8217;da esmeye baslayan savas rüzgarlarinda Almanlarin yaninda yer alirlar. Sultan Abdülhamit Han&#8217;in Avrupa&#8217;da yillarca emek vererek sagladigi dengeler bir anda alt üst olur ve Ingiltere ve Fransa&#8217;nin sömürgecilik yarisindan pay kapmak isteyen Almanya&#8217;nin aleti oluruz. Almanlar, Fransiz ve Ingilizlerin yaninda yer alan Ruslara karsi Osmanli askerini kullanarak bati cephesinde rahatlamanin plânlarini yapmaktadirlar. Bunun için Kayser&#8217;in &#8220;Alman ordusuna eklenen bir süngü&#8221; olarak tasvir ettigi Osmanli neferleri kullanilir. Sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan Osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir.<br />
<br />
Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914&#8217;te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu&#8217;ya girerler. <br />
<br />
Ziya Gökalp&#8217;in &#8220;melekler bu milletin kurtulacagini ona fisildarlar&#8221; diye yücelttigi &#8220;hürriyet kahramani&#8221; Enver Pasa&#8217;nin halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile Seyhülislam&#8217;in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. Ziya Gökalp&#8217;in &#8220;turancilik&#8221; fikriyle yazdigi siirler üniversite gençliginin slogani olmustur: <br />
<br />
<font color="Red">&#8220;Düsman ülkesi viran olacak Türkiye büyüyüp Turan olacak!&#8221; <br />
<br />
Ama Türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir.<br />
<br />
Devlet-i Ebed Müddet&#8217;ten Enverland&#8217;a</font><br />
&#8220;Turan Fatihi&#8221; olmanin hayallerini kuran Baskumandan vekili Enver Pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi elinde tutmaktadir. Padisahin bir çok seyden haberi bile olmamaktadir. Enver Pasa, verdigi harekât emrinde hedef olarak Tahran ve Aksabat&#8217;i gösterir. Tahran harekat merkezine 1350 km. Askabat ise 2000 km. uzakliktadir.<br />
<br />
Almanlar, Türkiye&#8217;ye giden trenlerin üzerine &#8220;Enverland&#8217;a (Enver&#8217;in Ülkesi&#8217;ne) gider&#8221; yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa&#8217;nin su ifadelerine bakin: &#8220;Beni Napolyon&#8217;a benzetmislerrdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.&#8221; <br />
<br />
Etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri kalmiyorlardi. Çetecilikleriyle meshur Dr. Bahaeddin Sakir ve arkadaslari Erzurum&#8217;a gelirlerken, yol kavsaklarina &#8220;Turan&#8217;a buradan gidilir!&#8221; diye isaret levhalari koyuyorlardi. Alman Von der Goltz Pasa bunlar için söyle demisti. &#8220;Kafkasya&#8217;da maalesef Napolyon Bonapart oldugunu iddia eden ve cahil yetisen birçok adam vardir. Bunlar, ordularina güçleriyle bagdasmayan görevler vermislerdir ve bu yüzden ordularini büyük zarara ugratmislardir.&#8221; <br />
<br />
Zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta Enver&#8217;den geri kalmayan Hafiz Hakki&#8217;ydi. Bu adam hiçbir arazi arastirmasi yapmadan Enver Pasa&#8217;nin ihtiraslarini kamçilayacak su telgrafi çekmisti: &#8220;Daglar üzerindeki yollari kesfettim. Bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduguna inandim. Buradaki kolordu ve ordu komutanlari yeterli ölçüde inançli ve kararli olmadiklarindan böyle bir saldiriya samimiyetle taraftar olmuyorlar. Bu saldiri vazifesi rütbem düzeltilerek bana verilirse ben bu isi yaparim.&#8221; <br />
<br />
Enver Pasa, Hocasi Hasan Izzet Pasa&#8217;yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden Hafiz Hakki Pasa&#8217;ya verdi. Hafiz Hakki Pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi.<br />
<br />
Niçin olmasindi? Orduyu politikalarina alet eden bu darbecilerin basi Enver, 18 gün içinde yarbayliktan pasaliga yükselmemis miydi? Bunun yani sira harbiye naziri (savunma bakani) olmamis miydi? Ondan neyi eksikti? <br />
<br />
Politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini yanlis yapmis ve sonuçta &#8220;tekerlekli araçlarin geçmesine uygundur&#8221; raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi. Tekerlekli araçlar ve kisitli mühimmat karlara saplanip kalmis, tek tek birerli siralarla yürüyen askerler, güçleri tükenmis, hasta ve mecalsiz olarak Ruslarin karsisina dikilmisler çogu kursun bile atamadan donarak ölüp gitmislerdi.<br />
<br />
Kardan heykeller<br />
<br />
22 aralikta Enver Pasa&#8217;nin emriyle 120-125 bin civarinda Osmanli askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. Bölge çogu senenin dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Zemheriler diye bilinen en soguk günlerdi. Sifirin altinda kirk dereceye düsen soguk, düsmandan daha düsmandir. Yapilan harekât plânina göre 9. Kolordu Sarikamis Daglari&#8217;ni, 10. Kolordu ise Allahuekber Daglari&#8217;ni asarak Ruslari Sarikamis&#8217;ta kusatip imha edecekti.<br />
<br />
Gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. Adim atmak neredeyse imkansizdir. Askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. Düseni kaldirmamak için emir vardir. Zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. Neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler.<br />
<br />
90.000 sehit. Tek kursun atmadan...<br />
<br />
O yil kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. Ayrica açlik da son haddine ulasmistir.<br />
<br />
Onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400 asker kalir. Ölenler, düsmana karsi tek bir mermi atamamislardir. Diger birliklerin de bunlardan farki yoktur. Kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. Bazi kaynaklarda bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karlarin üzerine cansiz serpilmisti. Kalanlar ise açlikla, bitlerle, tifüsle, sogukalginligi ve kangrenle ugrasiyorlardi.<br />
<br />
Tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. Oysa Istanbul&#8217;a çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: &#8220;Kafkasya daglari ve tepeleri beyaz bir örtüyle örtülüdür. Kar hemen hemen bir metreyi geçmistir. Harekâttaki sessizlik bundandir. Kahraman askerlerimizde ilerleme istegi o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklariyla karlari eritip yol açacaklardir. Kari daha az olan kesimlerde kahramanlarimiz basarilar elde ediyorlar. Dün süngü saldirisiyla düsmandan iki mevzi ele geçirilmistir.&#8221;<br />
<br />
Enver Pasa inadindan dönmedi. Son bir gayretle Sarikamis&#8217;a yüklenmek istiyordu. Acimasiz emrini verdi: &#8220;Saldiri sirasinda her üst, bir adim geri atani derhal tabancasi ile öldürecektir.&#8221; Askerler, bu durum karsisinda dillerinde kelime-i sehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye basladi. Sonuçta Sarikamis&#8217;a ancak bir avuç kahraman ulasabildi. O da geçici bir süre için.<br />
<br />
&#8216;Onlari teslim alamadim. Çünkü...&#8217; <br />
<br />
Rus Kurmay Baskani Pietroroviç, anilarinda Sarikamis&#8217;a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir:<br />
<br />
&#8220;Ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. Omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. Tetige asilmak üzereler. Ama asilamamislar. Kaput yakalari, Allah&#8217;in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... Hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. Apaçik!.. Tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama Allah&#8217;ina teslimiyetle bakan gözler... Açik, vallahi apaçik!..<br />
<br />
Ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. O ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli Mehmed... Sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. Öylesine kaskati kesilmisler.<br />
<br />
Ve sag basta binbasi Mustafa Nihat. Ayakta... Yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de Allah&#8217;in huzurunda diz çöküs halinde gibi. Endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. Sol eli boynundaki dürbünü kavramis. Havada donmus, Kale sancagi gibi... Diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. Hayrettir, basi açik. Gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...&#8221;<br />
<br />
Ve Moskova&#8217;daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle biter: &#8220;Allahuekber Daglari&#8217;ndaki Türk müfrezesini esir alamadim. Bizden çok evvel Allah&#8217;larina teslim olmuslardi. 24.12.1914 Persembe.&#8221;<br />
<br />
Ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan Hafiz Hakki Pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler: &#8220;Bitti pasam, ordumuzun kism-i küllisi mahvoldu.&#8221;<br />
<br />
Enver Pasa hiçbir sey olmamis gibi Istanbul&#8217;a döner. Arkasinda binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... Basini ele geçirmis bu darbeci güruh siki bir sansür uygulayarak halkin Sarikamis cephesinde olup biteni ögrenmesine engel olurlar. Faciayla ilgili bilgiler Ruslar vasitasiyla Avrupa ve Dünya&#8217;ya yayilir ama hersey için artik çok geçtir. Bir sohbet sirasinda Harbiye Nezareti Ordu Daire Baskani Behiç Bey&#8217;e bu facia için Enver Pasa söyle der: &#8220;Bunlar nasil olsa birgün ölecek degiller miydi!&#8221; <br />
<br />
Birinci Cihan Harbi&#8217;nin alevleri, Sarikamis&#8217;tan Çanakkale&#8217;ye, Galiçya&#8217;dan Trablusgarp&#8217;a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. Ve Akif gözyaslari içinde söyle inler:<br />
<br />
&#8220;Gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim,<br />
<br />
Elemim bir yüregin payi degil, paylasalim.<br />
<br />
Karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!&#8221;<br />
<br />
(ALINTI..)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/sarikamis-faciasi-t781.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Küçük Şeyleri Önemsemek İçin Büyük Sebepler..</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/kucuk-seyleri-onemsemek-icin-buyuk-sebepler-t729.html</link>
			<pubDate>Thu, 10 Apr 2008 21:04:42 GMT</pubDate>
			<description>** En iyi şeyler küçük çıkınlarda taşınırmış. 
 
* Küçük bir beden çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş. 
 
* Ufak balıklar lezzetli olurmuş. 
...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font color="RoyalBlue">* En iyi şeyler küçük çıkınlarda taşınırmış.<br />
<br />
* Küçük bir beden çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş.<br />
<br />
* Ufak balıklar lezzetli olurmuş.<br />
<br />
*Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış. Büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş.<br />
<br />
* Her küçük şey mutlaka işe yararmış.<br />
<br />
* Bir çok küçük bir büyük edermiş.<br />
<br />
* Sağanak dediğimiz küçük damlacıklardan ibaretmiş.<br />
<br />
* Ufacık bir yağmur kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.<br />
<br />
* Muazzam bir aydınlık küçük bir delikten görülebilirmiş.<br />
<br />
* Saman çöpü rüzgarın yönünü gösterirmiş.<br />
<br />
* Bütün hasat bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş.<br />
<br />
* Büyük bir geminin batması için küçük bir delik yeterli imiş.<br />
<br />
* Çok veren malından, az veren canından verirmiş.<br />
<br />
* Yükte hafif olmak pahada ağır olmaya engel değilmiş.<br />
<br />
* Deve büyükmüş ama ot yermiş, şahin küçükmüş ama et yermiş.<br />
<br />
* İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği öğrenebilirmiş; büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey ızdırap olurmuş.<br />
<br />
* Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa, bunun sebebi onun küçük adamlara gösterdiği ihtimam imiş.<br />
<br />
* Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış.<br />
<br />
* Küçük başlangıçlar olmadan büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş.</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>btL</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/kucuk-seyleri-onemsemek-icin-buyuk-sebepler-t729.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>İstiklâl Marşı ve Açıklaması</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/istiklal-marsi-ve-aciklamasi-t711.html</link>
			<pubDate>Mon, 07 Apr 2008 19:27:11 GMT</pubDate>
			<description>İstiklâl Marşı ve Açıklaması 
 
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; 
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. 
O benim milletimin...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İstiklâl Marşı ve Açıklaması<br />
<br />
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak.<br />
<br />
Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz. Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.<br />
<br />
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!<br />
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...<br />
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal!<br />
<br />
Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır. Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah'a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.<br />
<br />
<br />
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.<br />
<br />
Şair &quot;ben&quot; diyor.(Ancak kast ettiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.<br />
<br />
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,<br />
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,<br />
&quot;Medeniyet!&quot; dediğin tek dişi kalmış canavar?<br />
<br />
Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında avrupa medeniyeti 19.yy daki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.<br />
<br />
Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.<br />
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...<br />
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.<br />
<br />
Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah'ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.<br />
<br />
Bastığın yerleri &quot;toprak!&quot; diyerek geçme, tanı:<br />
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.<br />
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:<br />
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.<br />
<br />
Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.<br />
<br />
Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?<br />
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!<br />
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.<br />
<br />
Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.<br />
<br />
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:<br />
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.<br />
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-<br />
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.<br />
<br />
Allah'a şair hitap ediyor. Mehmet Akif'in Allah'tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.<br />
<br />
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,<br />
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.<br />
<br />
Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.<br />
<br />
Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:<br />
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!<br />
<br />
Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitleri mizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah'a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ne MuTLu TüRKüM dİyEnE</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/istiklal-marsi-ve-aciklamasi-t711.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>hayatın küçük sırları</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/hayatin-kucuk-sirlari-t686.html</link>
			<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 22:54:33 GMT</pubDate>
			<description>*Bol bol gülümse! Hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeline paha biçilmez! 
*Cesur ol! Değilsen bile öyle davran!  
*İnsanlara adları ile hitap et!...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="DarkGreen">*Bol bol gülümse! Hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeline paha biçilmez!</font><br />
*Cesur ol! Değilsen bile öyle davran! <br />
*İnsanlara adları ile hitap et!<br />
*Ayrıntı profesörü olma!<br />
*İlk intibalarına güvenme! <br />
*Arkadaşına borç verirken ihtiyatlı davran! İkisini de kaybedebilirsin!<br />
*Kaybedecek hiçbirşeyi kalmamışlardan uzak dur!<br />
*Kimse ile köprüleri atma!<br />
*Büyük söz ver ama, yerine de getir!<br />
<font color="DarkGreen">*Hayatın her zaman adil olmasını bekleme!</font><br />
*Hüküm vermeden önce her iki tarafı da dinle! <br />
*Zarif ol! Kimseyi bile bile kendinden soğutma!<br />
*<font color="DarkGreen">Birine &#8216;Seni seviyorum! &#8216; deme fırsatını kaçırma!</font><br />
*Sana yardımcı olanlara minnet duy!<br />
*Önceliklerini iyi tâyin et!<br />
*Zamanı ve sözleri dikkatli kullan! Geri alınamaz!<br />
*Güzel giyin; insanlar giyindikleriyle karşılanır!<br />
<font color="DarkGreen">*Geniş ol! Şükret!</font><br />
*Verdiğin nasihatların tersi davranışlardan sakın!<br />
*Başladığın her işi bitir! <br />
*Kimsenin sözünü kesme! <br />
*Seni ziyarete gelenleri ayakta karşıla!<br />
*Az tanıdığın birine rastladığında elini uzat ve adını söyle! Seni hatırlamayabilir!<br />
*Telefonu güvenli ve dinamik bir sesle aç!<br />
*Ölmeden önce kendine bir mezar yeri satın al ve sık sık oraya git!<br />
<font color="DarkGreen">*Keşke yerine, bir dahaki sefere demeyi dene!</font><br />
*Devamlı, &#8216;Ben dürüstüm! &#8216; diyenden şüphelen!<br />
*İş bitmeden, aslâ ödemenin tamamını yapma!<br />
*Biri sana sarıldığında önce onun kollarını gevşetmesini bekle!<br />
*Karnın açken yiyecek-içecek alış-verişine çıkma!<br />
<font color="Red">*Ölüm-kalım dışında hiçbirşey göründüğü kadar önemli değildir!</font><br />
*Bir insanın en derin duygusal ihtiyacı, takdir edildiğini hissetmesidir!<br />
*Başka bir iş ayarlayıncaya kadar istifa etme!<br />
*İyi bir avukat ve tesisatçıyla ahbap ol!<br />
*Dinlemeyi öğren! Bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır!<br />
*Büyük düşün ama, küçük zevklerin de tadına var! Rahatla!<br />
*Kredi kartlarını, kredisi için değil, kolaylığı için kullan!<br />
:):):)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/hayatin-kucuk-sirlari-t686.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>çarp böl topla herşeyi bulursun böyle (:</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/carp-bol-topla-herseyi-bulursun-boyle-t662.html</link>
			<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 19:33:02 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[--- hesap makinenize ev telefon numaranızın ilk 3 rakamını yazın (alan kodu değil) 
--- 80'le çarpın 
--- bulduğunuz sayıya 1 ekleyin 
--- buldunuz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>--- hesap makinenize ev telefon numaranızın ilk 3 rakamını yazın (alan kodu değil)<br />
--- 80'le çarpın<br />
--- bulduğunuz sayıya 1 ekleyin<br />
--- buldunuz sayıyı 250'yle çarpın<br />
--- bulduğunuz sayıya telefon numaranızın son 4 rakamını ekleyin<br />
--- bulduğunuz sayıya tekrar  telefon numaranızın son 4 rakamını ekleyin<br />
--- bulduğunuz sayıdan 250 çıkartın<br />
--- buldunuz sayıyı 2'ye bölün<br />
<br />
    ne çıktı???<br />
<br />
çıkan sonucu yazmayın :D</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/carp-bol-topla-herseyi-bulursun-boyle-t662.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>PKK mağarasında bulunan bir yazı</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/pkk-magarasinda-bulunan-bir-yazi-t655.html</link>
			<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 13:52:57 GMT</pubDate>
			<description>PKK mağarasında bulunan bir yazı; 
 
 
Eğer bir asker sizi Gördüğü Zaman Durmadan Ateş Ediyorsa, Bilin Ki O Acemidir... Kurşununun Bitmesini...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>PKK mağarasında bulunan bir yazı;<br />
<br />
<br />
Eğer bir asker sizi Gördüğü Zaman Durmadan Ateş Ediyorsa, Bilin Ki O Acemidir... Kurşununun Bitmesini Bekleyin... Bittiği Zaman Gidin Ve Kafasına Sıkın... <br />
<br />
Eğer Sadece Sizi Gördüğü Zaman Ateş Ediyor Saklandığınız Zaman Duruyorsa O Bir Komandodur... Kaçın Ve Canınızı Kurtarın... <br />
<br />
Eğer Sizi Gördüğü Zaman Ortadan Kaybolmuşsa Ve Etraf Sessizse Bilin Ki O Bordo Berelidir... Merak Etmeyin O Sizi Bulur...</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/pkk-magarasinda-bulunan-bir-yazi-t655.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kuran-ı Yırtan Kız Yalanmış</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/kuran-i-yirtan-kiz-yalanmis-t633.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 15:52:28 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[olay şöyle anlatılmaktadır: 
ibretle okuyacaginiz bu olay Hollanda'da gerceklesmistir. Bir genc kiz odasinda müzik dinlemekteyken, anneside sesli bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>olay şöyle anlatılmaktadır:<br />
ibretle okuyacaginiz bu olay Hollanda'da gerceklesmistir. Bir genc kiz odasinda müzik dinlemekteyken, anneside sesli bir sekilde Kuran-i Kerim okumakla mesgulmüs. Bu sirada annesi kizina müzigin sesini kismasini söylemis. Bunun üzerine genc kiz annesine bagirarak kendisinin susmasini istemis. Genc kiz annesinin onu dinlemedigini ve Kuran-i Kerimi hala sesli bi sekilde okumaya devam ettigini görünce hemen, insanlara rehber amaciyla indirilen kutsal kitabimizi annesinin elinden alip yirtar. O an genc kiz alev alip yanmaya baslar. Söndürmek icin üzerine battaniye atar annesi. Battaniyesini kaldirdigindaysa asagida görülen ibretli manzarayla karsilasir. Genc kiz su an Hollanda'da bi hastanededir. Ailesi igne yaptirip öldürülmesini istiyor.<br />
arkadaşlar olay budur. bu resimler gerçek diye gösterilmektedir ama bir heykeltraş bu şeklin aynısını yapmıştır.veya böyle bir olay hiç yaşanmamıştır. verildiyse üzgünüm.<br />
BENCE BU VERDİKLERİME GÖRE BÖYLE BİR ŞEY UYDURMA.<br />
 <br />
bence gerçek resimlerin çekilmesine izin verilmedi sadece heykeltraş yapan kişiye gösterilmiş o da heykelini yapmış olabilir.<br />
<br />
<img src="http://img129.imageshack.us/img129/6331/hollandali11reqa8.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
BUDA HEYKELTRAŞCININ YAPTIĞI:<br />
<br />
Geçtiğimiz yıllarda İslâm ülkelerini ayağa kaldıran &quot;Mağara cini fotoğrafı&quot;, &quot;Hz. Âdem'in dev iskeleti&quot;, &quot;cehennemde kaydedilen sesler&quot; gibi kuyruklu yalanların <br />
ardından, internet ortamı dinsel inançlar üzerine oynanan sinsi bir oyunun daha arenasına dönüştü. Son birkaç aydır bütün İslâm ülkelerinde âdeta bir kitle histerisi şeklinde yayılan ve ürkütücü şöhreti kısa sürede ülkemize de ulaşan &quot;Kur'an'a saygısızlık ettiği için hayvana dönüşen Ürdünlü genç kız&quot; fotoğrafının, gerçekte Avustralyalı bir sanatçının silikondan yaptığı ilginç görünümlü bir heykele ait olduğu ortaya çıktı. <br />
<br />
<img src="http://img84.imageshack.us/img84/8868/vay5qvty5.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
Yaz ayları boyunca sayısız internet sitesini arşınlayarak özellikle İslâm ülkelerinde yaşayan milyonlarca kişinin tüylerini ürperten &quot;lanetlenmiş kız&quot; fotoğrafı ve heykeltraş Piccinini'nin sözkonusu heykeli de içinde barındıran <br />
&quot;Deri Peyzajı&quot; adlı eseri&#8230; <br />
gibi kuyruklu yalanların ardından, internet ortamı dinsel inançlar üzerine oynanan sinsi bir oyunun daha arenasına dönüştü. Son birkaç aydır bütün İslâm ülkelerinde âdeta bir kitle histerisi şeklinde yayılan ve ürkütücü şöhreti kısa sürede ülkemize de ulaşan &quot;Kur'an'a saygısızlık ettiği için hayvana dönüşen Ürdünlü genç kız&quot; fotoğrafının, gerçekte Avustralyalı bir sanatçının silikondan yaptığı ilginç görünümlü bir heykele ait olduğu ortaya çıktı. <br />
<br />
Bir dizi insan-hayvan karışımı canlıyı küçük bir erkek çocuğuyla birlikte tasvir eden bu heykel grubu, ünlü heykeltraş Patricia Piccinini tarafından 2003 yılında tasarlanıp hazırlandı. Halen Sydney'de yaşayan ve sıradışı yapıtlarıyla sık sık uluslararası sergilere davet alan Piccinini'nin anılan çalışmasına ait yakın plan bir fotoğrafı sanatçının internet sitesinden onun izni olmaksızın kopyalayan kimliği belirsiz &quot;tebliğciler&quot;, sözkonusu fotoğrafa bir de &quot;çarpılma hikâyesi&quot; ekleyerek bunu sanal âlemde elden ele dolaştırmaya başladılar. <br />
<br />
Konunun kısa süre içinde tartışma forumlarının sınırlarını aşıp paranormal olayların incelendiği &quot;ciddi&quot; sitelere sıçramasıyla birlikte olaydan Piccinini'nin de haberi oldu ve sanatçı kişisel sitesinde öfkeli bir açıklama yayımladı. Ancak, buna karşılık, &quot;çarpılan kız&quot; efsanesi, insanların bu tür dinsel hikâyelere inanmayı içtenlikle arzu etmeleri üzerine geçtiğimiz yaz ayları boyunca hız kesmeden yayılmayı sürdürdü. <br />
<br />
BU YAZILANLAR BUNUN BİR UYDURMACA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR. BÖYLE KONULARA İNANIRKEN ÖNCELİKLE ARAŞTIRMALIYIZ!!!</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#931;&#928;İG&#924;&#916;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/kuran-i-yirtan-kiz-yalanmis-t633.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>:) :) Gülmenin Faydalari :) :)</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/gulmenin-faydalari-t626.html</link>
			<pubDate>Mon, 31 Mar 2008 21:46:38 GMT</pubDate>
			<description>Sağlık, Gülmekten Geçer: Mizah ve gülmek , daha sağlıklı bir yaşam sürmek için en az diyet ve egzersiz kadar önemli. Yapılan araştırmalar mizah...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Sağlık, Gülmekten Geçer: Mizah ve gülmek , daha sağlıklı bir yaşam sürmek için en az diyet ve egzersiz kadar önemli. Yapılan araştırmalar mizah duygusu ve rahat gülebilmenin hastalıklara karşı direnç gösterilmesine yardımcı olduğunu ortaya koyuyor . <br />
<br />
&#8220; Bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedeldir .&#8221; Hepimiz duymuşuzdur bu sözü.. Atalarımızın yüzyıllar önce söylediği bu söz, günümüzde bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçek. <br />
<br />
<br />
VEEEE Sağlığınız İçin: Gülün! <br />
<br />
Pozitif düşünen kişilerin hastalıkları daha kolay yenebildiğine kimi zaman hepimiz şahit olabiliyoruz. Bu bir tesadüf değil. Bağışıklık sistemimiz bakteri, virüs ve kanser hücrelerine saldıran 30 trilyondan fazla hücreden oluşuyor. Bu hücrelerin farklı isimleri ve farklı fonksiyonları var, ancak araştırmalar bu hücrelerin bir çoğunun kişi yapıcı duygular içerisinde olduğunda daha güçlü yıkıcı duygular içerisinde olduğunda ise daha zayıf olduğunu gösteriyor. <br />
<br />
Kahkaha atmak ne işe yarıyor?&#8226; 1 Tansiyonu düşürüyor ve dengeliyor, <br />
&#8226; 2 Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, <br />
&#8226; 3 Pozitif duyguları öne çıkarıyor, <br />
&#8226; 4 Ağızda anti - bakterileri arttırıyor, <br />
&#8226; 5 Positif kimyasal maddeler artış gösteriyor, <br />
&#8226; 6 Yaralar daha çabuk kapanıyor. <br />
<br />
<br />
Kendi kendinize yapabilirsiniz Gülme derslerini kendi kendinize de yapmanız mümkün. Önce oturun, sırtınızı dikleştirin, ellerinizi göğüs kemiğinizin altındaki boşluğa yerleştirin. Nefes alıp vermeye başlayın, ancak mide altı kaslarınız da çalışsın. Derin nefes alıp verin. Buna alıştıktan sonra aynanın karşısında nefes alıp verme egzersizi yapın, ardından kahkaha egzersizlerine geçin. <br />
<br />
<br />
Gülümseyerek güne başlayın!&#8226; 1 Her sabah gülümseyerek kalkın. Gününüzün daha iyi geçecektir. <br />
&#8226; 2 Sizi mutlu eden olayları düşünmeye çalışın. <br />
&#8226; 3 Kendinizi zayıf hissetmeyin. Zayıf taraflarınızı yenmeye çalışın. <br />
&#8226; 4 Yapmak istediklerinizin bir listesini çıkarın ve onları yapın. <br />
&#8226; 5 Kahkaha egzersizini günde en az beş dakika yapın. <br />
&#8226; 6 Günde en az 10 dakikayı kahkaha atmaya ayırın.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>melodrama</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/gulmenin-faydalari-t626.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Türkler hakkında söylenenler</title>
			<link>http://www.18yer6.org/forum/turkler-hakkinda-soylenenler-t604.html</link>
			<pubDate>Sun, 30 Mar 2008 09:51:22 GMT</pubDate>
			<description>Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru  
 
İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının  
namuslu  
olması. Bu iki meziyetin...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="red">Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru </font><br />
<br />
İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının <br />
namuslu <br />
olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını <br />
şereflendiren <br />
bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar <br />
vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip <br />
kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup <br />
edilemezler&quot; <br />
<br />
<font color="red">Tasso - İtalyan Şair</font><br />
<br />
&quot;Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir <br />
kasırgaya, <br />
korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost <br />
yanında ve <br />
silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül <br />
açan <br />
bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek <br />
tabiatı <br />
da inciten bir gaflet olur.&quot; <br />
 <br />
<font color="red">William Martin </font><br />
<br />
&quot;Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt <br />
edilmeyecek <br />
olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan <br />
bir <br />
köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu <br />
orada <br />
görüp öğrenirsiniz.&quot; <br />
<br />
<font color="red">Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı </font><br />
<br />
&quot;Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş <br />
imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. <br />
Dini, <br />
sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve <br />
hayranlık <br />
kaynağıdır.&quot; <br />
<br />
<font color="red">Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır) </font><br />
<br />
&quot;Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ <br />
nehri <br />
önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, <br />
tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni <br />
parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün <br />
esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar <br />
bana <br />
yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da <br />
değilim; <br />
istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin <br />
esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar <br />
alicenap, <br />
bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak <br />
yaşamak, bilsen ne kadar tatlı.&quot; <br />
<br />
<font color="red">M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)</font> <br />
<br />
&quot;Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen <br />
bir <br />
milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan <br />
ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan <br />
bol <br />
bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir <br />
engel <br />
var: Türklerin yaşayan hatıraları! <br />
Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de <br />
silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte <br />
bu <br />
korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de <br />
yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare <br />
etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor <br />
fakat <br />
kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar.&quot; <br />
<br />
<font color="red">İbn-i Hassul </font><br />
&quot;Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak <br />
bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. <br />
Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır.&quot; <br />
<br />
<font color="red">Pierre Loti </font><br />
Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek <br />
yüce <br />
asalet ona tabiatın hediyesidir. <br />
<br />
<font color="red">Çarnayev(Rus Komutan) </font><br />
<br />
Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren <br />
bir <br />
sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, <br />
uygarlıklar <br />
yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten <br />
Avrupa'nın <br />
yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün <br />
olamazdı. <br />
<br />
<font color="red">Moltke </font><br />
<br />
Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, <br />
katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış <br />
bir <br />
pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan <br />
asker <br />
gibi uyanık yürür. <br />
<br />
<font color="red">La Martine </font><br />
<br />
Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli <br />
insanlarıdır. <br />
<br />
<br />
<font color="red">Towsend (İngiliz Komutan) </font><br />
<br />
Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır. <br />
<br />
<font color="red">Auguste Comte </font><br />
<br />
Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin <br />
temeli <br />
olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola g*türmek ve <br />
kötülüklerden <br />
korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze <br />
çarpıyor. <br />
<br />
<font color="red">Lady Mary Wortley Montagu </font><br />
<br />
Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için <br />
elmas <br />
veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları <br />
süslemiş <br />
ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk <br />
kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır. <br />
<br />
<font color="red">Decamps (fransız ressam) </font><br />
<br />
Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif <br />
tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek <br />
mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz, <br />
ayışığı <br />
gibi görülür fakat gösterilemez. <br />
<br />
<font color="red">Câhiz (Arap Bilgini) </font><br />
<br />
Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi <br />
çevirip bozarlar. <br />
<br />
<font color="red">Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini) </font><br />
<br />
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler <br />
yoktur. <br />
<br />
<font color="red">Comenius (Çek Bilgini) </font><br />
<br />
Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç <br />
getirirler. <br />
<br />
<font color="red">William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)</font><br />
<br />
Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık <br />
yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır. <br />
<br />
<font color="red">(Ünlü Tarihçi) Hammer </font><br />
<br />
Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir <br />
ulustur. <br />
Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen <br />
bir <br />
yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs <br />
kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve <br />
alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. <br />
<br />
<font color="red">Comenius (Çek Bilgini) </font><br />
<br />
Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti <br />
tuttuğu <br />
eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü <br />
günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde <br />
her <br />
zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir. <br />
<br />
<font color="red">Kayzerling </font><br />
<br />
Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en <br />
halis efendi millettir. <br />
<br />
<font color="red">Molkte </font><br />
Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O <br />
hayata <br />
ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir. <br />
<br />
<font color="red">Lord Byron </font><br />
Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların <br />
yarasını sarmakta da ustadır. <br />
<br />
<font color="red">Semame İbn-i Eşreş </font><br />
<br />
Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi <br />
işe <br />
el atarsa başarır. <br />
<br />
<font color="red">Gelland (Fransız Bilgini) </font><br />
<br />
Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü <br />
anlamak <br />
için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten <br />
zevksiz bir perde oluyor. <br />
<br />
<font color="red">Albert Einstein </font><br />
<br />
Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse <br />
çekinmeden <br />
canını feda eder. <br />
<br />
<font color="red">Andreas Phitiades </font><br />
<br />
Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar. <br />
<br />
<font color="red">Albert Sorel </font><br />
<br />
Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler. <br />
<br />
<font color="red">Baron Büsbek </font><br />
Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem <br />
verilmez. <br />
<br />
<font color="red">Charles Mcfarlene </font><br />
<br />
On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir <br />
Türk'e <br />
bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. <br />
Eğlenceleri <br />
ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar <br />
övülse yeridir. <br />
<br />
<font color="red">Donaldson </font><br />
<br />
Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin <br />
mesleği askerliktir. Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında <br />
düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler. <br />
<br />
<font color="red">Gianni de Michelis </font><br />
<br />
Türklerle dost ol ama düşman olma. <br />
<br />
<font color="red">Hamilton </font><br />
<br />
Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. <br />
Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker <br />
yoktur. <br />
<br />
<font color="red">Hammer </font><br />
<br />
Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. <br />
Ülkeleri <br />
değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında <br />
sarsılması <br />
hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. <br />
Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler <br />
vardır <br />
ki uygarlık için birer süs olmaktadır. <br />
<br />
<font color="red">Sir Julien Corbet </font><br />
<br />
Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler <br />
yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı <br />
ile <br />
savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. <br />
<br />
<font color="red">Mulman </font><br />
Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. <br />
Yalnız ona iyi bir komutan gerektir. <br />
<br />
<font color="red">Monradgea D'ohsson </font><br />
<br />
Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde <br />
temiz <br />
yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı <br />
borçlu <br />
oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde <br />
olduğu <br />
gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların <br />
övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık <br />
kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten <br />
çekinmeleridir. Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler <br />
hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar <br />
ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında <br />
hiçbir fark gözetmezler. <br />
<br />
<font color="red">Pierre Loti </font><br />
<br />
Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve <br />
adi <br />
iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki <br />
körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere <br />
acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap <br />
oluyor. <br />
<br />
<font color="red">Thomas Thorsten </font><br />
<br />
Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil <br />
çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur. <br />
<br />
<font color="red">Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı</font><br />
<br />
&quot;Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu <br />
kahraman <br />
milletin tarihi eski ışığını bulacaktır.&quot;</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.18yer6.org/forum/forumdisplay.php?f=48">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#931;&#928;İG&#924;&#916;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.18yer6.org/forum/turkler-hakkinda-soylenenler-t604.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
